Bölge İdare MahkemesiYapı Denetim Yargı KararlarıKonya BİM 2. İdari Dava Dairesi Kararı 25.02.2020 (E.2019/2042, K.2020/548)

Konya BİM 2. İdari Dava Dairesi Kararı 25.02.2020 (E.2019/2042, K.2020/548)

 

T.C. KONYA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 2. İdari Dava Dairesi Kararı

Esas No: 2019/2042

Karar No: 2020/548

Karar Tarihi: 25.02.2020

ÖZET: Bir yapı denetim kuruluşunun, aynı zamanda fenni mesul sıfatıyla, temel kazısında toprak kayması riski bulunmasına rağmen bu tehlikeyi geç bildirdiği gerekçesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca idari para cezasına çarptırılmasına ilişkin bu davada, ilk derece mahkemesi yapı denetim kuruluşlarına İmar Kanunu’na göre değil yalnızca Yapı Denetimi Hakkında Kanun’a göre ceza verilebileceği gerekçesiyle cezayı iptal etmişti. Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi ise, yapı denetim kuruluşlarının hem Yapı Denetimi Hakkında Kanun kapsamında denetim görevi hem de İmar Kanunu kapsamında ayrı bir “fenni mesul” sorumluluğu taşıdığını, bu iki sorumluluğun içtima (non bis in idem) kuralları çerçevesinde bir arada var olabileceğini belirterek ilk derece kararını kaldırmış ve davayı reddetmiştir. Karara, cezanın hangi kanun maddesindeki somut yükümlülüğe dayandığının açıkça belirtilmediği gerekçesiyle bir karşı oy yazılmıştır.

 

İSTEMİN ÖZETİ: Adana İli, …. İlçesi, …. Mahallesi, 2563 ada, 20 sayılı parselde inşa edilen yapıya ilişkin mükellefiyetleri yerine getirmediğinden bahisle davacının İmar Kanunu’nun 42/3. maddesi kapsamında 11.272,45 TL tutarında para cezası ile tecziyesine ilişkin 21.11.2018 tarih ve 48458490-302-03-45/420 sayılı encümen kararının iptaline karar verilmesi talebiyle açılan davada, “davacı yapı denetim kuruluşuna İmar Kanunu’na göre ceza verilmiş ise de, davacının yapı denetim kuruluşu olduğu, yapı denetim kuruluşlarına ilişkin idarî yaptırımların Yapı Denetimi Hakkında Kanun’da düzenlendiği, bu nedenle İmar Kanunu’na göre ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğu” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline dair verilen Adana 2. İdare Mahkemesi’nin 18.06.2019 gün ve E:2019/61, K:2019/540 sayılı kararının; davalı idare vekilince, davacının İmar Kanunu’nda belirtilen yükümlülüğü yerine getirmemesi nedeniyle tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu iddialarıyla istinaf yolu ile kaldırılması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.

Hüküm veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdarî Dava Dairesi’nce, dosya incelenerek işin gereği görüşüldü; KARAR: Dava; davacı şirketin 11.272,45 TL tutarında para cezası ile tecziyesine ilişkin encümen kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 3/1. maddesinde, “Bu Kanunun uygulanmasında, yapı denetim kuruluşları imar mevzuatı uyarınca öngörülen fennî mesuliyeti ilgili idareye karşı üstlenir” hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 28/2. maddesinde, fenni mesul mimar ve mühendislerin yapının mevzuata uygun inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu ve mevzuata aykırılık halinde bu durumu altı iş günü içinde ilgili idareye yazılı olarak bildirmek zorunda oldukları, aksi takdirde kanuni mesuliyetten kurtulamayacakları hükme bağlanmış; aynı Kanun’un 42/1. maddesinde imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiillerin tespiti halinde sorumlular hakkında idari müeyyideler uygulanacağı, 42/3. maddesinde de fenni mesuller dahil ilgililere belirli tutarlarda idari para cezası verileceği düzenlenmiştir. 03.07.2017 tarihli Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 68/5. maddesinde de fenni mesullerin yapının mevzuata uygunluğunu denetleyeceğine dair taahhütname vermek zorunda olduğu belirtilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin unvanının yapı denetim şirketi olduğu ve uyuşmazlığa konu yapının aynı zamanda fenni mesulü olduğu; davacı şirketin, inşaatın temel çukurunda toprak kayması riski bulunduğunu ve gerekli tedbirler 45 iş günü içinde alınmazsa idareye bildirimde bulunacağını 03.08.2018 tarihli yazıyla yapı müteahhidine ihtar ettiği; ancak durumu davalı idareye ancak 08.10.2018 tarihinde bildirdiği; bunun üzerine davalı idarece yapılan denetimde inşaatın %15 seviyesinde mühürlendiği; encümence yapı sahibine, müteahhide ve davacı şirkete ayrı ayrı para cezası verildiği; davacı şirketin kendi adına verilen cezanın iptali istemiyle açtığı davada ilk derece mahkemesinin, yapı denetim kuruluşuna İmar Kanunu’na göre değil Yapı Denetimi Hakkında Kanun’a göre ceza verilebileceği gerekçesiyle işlemi iptal ettiği anlaşılmaktadır.

Hukukî sorun, davacı şirketin hukukî statüsünün ve fenni mesullük görevinin bulunup bulunmadığı, bu görev nedeniyle İmar Kanunu kapsamında ceza uygulanıp uygulanamayacağı ve tecziyeye esas fiilin sübut bulup bulmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Davacı şirketin ticaret unvanında “yapı denetim” ibaresi yer almakta olup, davacı şirket Yapı Denetimi Hakkında Kanun hükümleri kapsamında yapı denetim işleri yapmaktadır. Ancak Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un 3/1. maddesi, yapı denetim kuruluşlarına bir sorumluluk daha yüklemekte, imar mevzuatı uyarınca öngörülen fenni mesuliyeti de ilgili idareye karşı üstlenmelerini öngörmektedir. Dolayısıyla yapı denetim kuruluşlarının hem Yapı Denetimi Hakkında Kanun kapsamında yapı denetim görevi ve sorumluluğu, hem de İmar Kanunu kapsamında fenni mesuliyet görevi ve sorumluluğu bulunmaktadır; birincisi bakımından Yapı Denetimi Hakkında Kanun’a, ikincisi bakımından İmar Kanunu’na tabidirler.

Davacı şirket bir yapı denetim kuruluşu olmasına karşın, uyuşmazlığa esas inşaatta aynı zamanda fenni mesuldür. Davalı idare tarafından davacı hakkında Yapı Denetimi Hakkında Kanun hükümlerine göre yapı denetim görevi nedeniyle değil, İmar Kanunu hükümlerine göre fenni mesuliyet görevi nedeniyle işlem tesis edilmiştir. Bu itibarla fenni mesuliyet görevini gereği gibi yerine getirmemesi halinde davacının İmar Kanunu’nun 42. maddesine göre tecziye edilebileceği sonucuna varılmaktadır.

“Non bis in idem” kuralı (içtima) bakımından; bazı fiiller hem Yapı Denetimi Hakkında Kanun’da hem de İmar Kanunu’nda kabahat olarak düzenlenmiş, her iki kanunda ayrı ayrı idari yaptırım öngörülmüştür. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 15/1. maddesine göre, bir fiil ile birden fazla kabahatin işlenmesi halinde en ağır idari para cezası verilir. Buna göre Yapı Denetimi Hakkında Kanun’a göre verilen ceza ile İmar Kanunu’na göre verilen ceza mukayese edilecek, hangisi daha ağır ise o ceza uygulanacaktır; bu durum, aynı eylem dolayısıyla İmar Kanunu’na göre ceza verilmesine, fenni mesuliyet görevi dolayısıyla, engel teşkil etmez.

Maddi hukuk bakımından, davacının fenni mesul olarak tehlike arz eden durumdan 03.08.2018 tarihi itibarıyla haberdar olmasına karşın belediyeye durumu ancak 08.10.2018 tarihinde bildirdiği, bu suretle İmar Kanunu’nun 28/2. maddesindeki ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğindeki mükellefiyetini mevzuata uygun şekilde yerine getirmediği, mükellefiyeti yerine getirmeme fiilinin sübuta erdiği ve tesis edilen cezai işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Dava devam ederken 20.02.2020 tarih ve 31045 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7221 sayılı Kanun’la Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un 8. maddesine “Bu Kanun ve ilgili mevzuata göre görevini yerine getirmeyen yapı denetim kuruluşları hakkında bu madde uyarınca idari para cezası uygulanmasını gerektiren fiillerin tespiti halinde ayrıca 3194 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası uygulanmaz” hükmünü içeren bir fıkra eklenmiştir. Davacının cezalandırılmasına esas fiil ile Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un 2/4. maddesinde sayılan fiiller mukayeseli olarak incelendiğinde, en yakın fiilin (f) bendindeki iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin fiil olduğu, ancak davacının cezalandırılmasına esas durumun çevredeki binaların toprak kaymasından zarar görme ihtimalini esas alması nedeniyle bu bentle de ilgisinin bulunmadığı, bu nedenle içtima hükümleri ve zaman bakımından uygulama kuralları bakımından da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Adana 2. İdare Mahkemesi’nin 18.06.2019 tarih ve E:2019/61, K:2019/540 sayılı kararının KALDIRILMASINA ve davanın REDDİNE; ilk derece mahkemesi yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasına ilişkin 232,90 TL yargılama gideri ve 1.700,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 2577 sayılı Kanunun 45/6. maddesi uyarınca kesin olmak üzere, 25.02.2020 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY: Dava konusu idari para cezası 3194 sayılı Kanun’un 42. maddesinin 3. fıkrası kapsamında verilmiştir. Bu fıkrada Kanun’un 10 farklı maddesinde belirtilen mükellefiyetleri yerine getirmeyenlere idari para cezası verileceği belirtildiğinden, verilecek cezanın bu 10 farklı maddeden hangisindeki mükellefiyetin yerine getirilmediği açıkça belirtilmek suretiyle verilmesi gerekmektedir. Davalı idarenin 22.01.2020 tarihli yazısı ile cezanın 3194 sayılı Kanun’un 32. maddesindeki mükellefiyeti yerine getirmemesinden dolayı verildiği belirtilmekle birlikte, davacı şirket tarafından yerine getirilmeyen mükellefiyetin ne olduğu açıkça belirtilmemiştir. Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre 32. madde kapsamında davacı şirket tarafından yerine getirilmeyen bir mükellefiyetin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu duruma göre, dava konusu idari para cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı görüşüyle aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.

ima ihsan ağapınar logo beyaz, ima, avukat ihsan ağapınar, ihsan mustafa ağapınar
Maltepe, Gazi Mustafa Kemal Blv. Köşe Apt No:110-112/13 D:3. Çankaya/Ankara
Kınıklı Mah. Doğan Demircioğlu Cad. 75/2 Pamukkale/DENİZLİ

DANIŞMA HATTI

Sitedeki tüm yazılı materyal, dosya, bilgi, logo, resim ve ilgili fikri haklar İMA Hukuk’a aittir. Yazılı onay olmadan kopyalanamaz ve kullanılamaz.

Copyright © İMA Hukuk