14.01.2021 Tarihli Danıştay Kararı – Yapı Denetim
T.C. DANIŞTAY İdari Dava Daireleri Kurulu Kararı
Esas : 2020/1841
Karar : 2021/35
Karar Tarihi : 14.01.2021
ÖZET: Danıştay Altıncı Dairesince, “yardımcı kontrol elemanı”nın (teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyen) belirli yapılarda mimar/mühendis olan kontrol elemanı yerine görevlendirilmesine imkân tanıyan Yönetmelik değişikliğinin iptaline karar verildiği bu davada, davalı Bakanlığın iptal kararına karşı yaptığı temyiz başvurusunu inceleyen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, yardımcı kontrol elemanının kontrol elemanı yerine görevlendirilmesinin 4708 sayılı Kanun’un amacına ve kamu yararına aykırı olduğu gerekçesiyle temyiz istemini reddederek iptal kararını onamıştır. Karara, dava devam ederken kanun ve yönetmelikte yapılan değişikliklerin (7143 sayılı Kanun’la eklenen yeni “yardımcı kontrol elemanı” tanımı) uyuşmazlık üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma yönünde bir karşı oy yazılmıştır. Karar, yardımcı kontrol elemanının kontrol elemanı yerine görevlendirilemeyeceği yönündeki içtihadı kesinleştirmesi bakımından önemli bir emsaldir; nitekim sonraki tarihli 08.05.2023 ve 27.05.2024 kararlarında bu kesinleşmiş içtihada doğrudan atıf yapılmıştır.
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Bakanlığı VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …
KARŞI TARAF (DAVACI): … Birliği VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 04/02/2020 tarih ve E:2016/3182, K:2020/825 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: 28/01/2016 tarih ve 29607 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 1. maddesindeki “…veya bu Yönetmelikle sınırları belirlenen yapı grubu ve inşaat alanına kadar olan yapılarda kontrol elemanı yerine yapı denetimi faaliyetlerine katılabilen teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyenleri,” ibaresi ile 2. maddesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 04/02/2020 tarih ve E:2016/3182, K:2020/825 sayılı kararıyla; davalı idarenin usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, Kanun’un amacının can ve mal güvenliğini teminen, imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak olduğunun belirtildiği, aynı Kanun’un 2. maddesinde yapı denetim kuruluşlarının denetçi mimar ve mühendisler ile yardımcı kontrol elemanları istihdam etmekle yükümlü olduğunun belirtildiği, kontrol elemanlarının Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde kontrol elemanı ve yardımcı kontrol elemanı olarak iki gruba ayrıldığı, Yönetmeliğin ilk halinde kontrol elemanının yapım işinin denetlenmesi hizmetlerini bizzat yapıda ve şantiye sahasında, denetçi mimar ve mühendislerin sevk ve idaresi altında yapmakla görevli mimar ve mühendisler olarak, yardımcı kontrol elemanının ise denetçi mimar ve mühendislerin sevk ve idaresi altında ve kontrol elemanları ile birlikte yapı denetimi faaliyetlerine katılan teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyenler olarak tanımlandığı; 4708 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde belirtilen depremler sonrası yaşanan can ve mal kayıpları ile denetimsiz yapılaşmanın yol açtığı zararlar dikkate alındığında, yapı denetimi görevinin en etkin biçimde yerine getirilmesi için denetim elemanlarının sorumluluğunun makul ve bilimsel ölçütlere göre belirlenmesi gerektiği ve teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyenler için ortak ifade olan yardımcı kontrol elemanının, mimar veya mühendis olan kontrol elemanı yerine görevlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığından, dava konusu Yönetmelik değişikliğinde hukuka, 4708 sayılı Kanun’un amacına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, yardımcı kontrol elemanlarının görevlendirilmesi hususunun tamamen kuruluşun inisiyatifine bırakıldığı, 2008 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmeliğin ilk halinde teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyen olan yardımcı kontrol elemanlarına belirli yapı sınıfı ve inşaat alanına kadar olan yapılarda kontrol elemanı yerine görev alma imkânının tanındığı, ancak Danıştay Altıncı Dairesinin 02/05/2015 tarihli kararıyla bu düzenlemenin tanım maddesiyle uyumsuz olduğu gerekçesiyle iptal edildiği, dava konusu Yönetmelik değişikliğinin ise bu iptal kararının gerekçesine uygun şekilde hazırlandığı, yardımcı kontrol elemanı tanımının değiştirilmesi nedeniyle Yönetmeliğin 15. maddesinin 4. fıkrasının yeniden ihdas edildiği, yardımcı kontrol elemanlarının belirli yapı sınıfı ve inşaat alanına kadar denetçi mimar ve mühendislerin sevk ve idaresi altında görev yapmalarında teknik açıdan hiçbir sıkıntının bulunmadığı, 4708 sayılı Kanun’un yardımcı kontrol elemanlarının mimar ve mühendis olması gerektiğine ilişkin bir zorunluluk getirmediğinin yargı kararı ile de kabul edildiği, yapılan düzenleme ile yardımcı kontrol elemanlarının istihdamının artırılmasının amaçlandığı, Kanun’a aykırı olarak verilen Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: 4708 sayılı Kanun ve Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği’nde davanın devamı sırasında yapılan değişikliklerin uyuşmazlık üzerindeki etkileri incelenip değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi icap ettiğinden Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan; “a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu düzenlemelerin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 04/02/2020 tarih ve E:2016/3182, K:2020/825 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 14/01/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY: Uyuşmazlıkta, dava devam ederken, 11/05/2018 tarih ve 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 18. maddesiyle, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un 1. maddesinin üçüncü fıkrasına “Yardımcı kontrol elemanı” tanımını içeren (n) bendinin eklendiği ve bu çerçevede 29/12/2018 tarih ve 30640 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 3. ve 12. maddeleri ile Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği’nin “Yardımcı kontrol elemanı” tanımını içeren 3. maddesinin birinci fıkrasının (t) bendi ile yardımcı kontrol elemanlarının denetim yetkisini düzenleyen 15. maddesinin dördüncü fıkrasında yeni düzenlemelerin yapıldığı görülmektedir.
Düzenleyici işlemlerin hukuka uygunluk denetimi yapılırken, bireysel işlemlerden farklı olarak “işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla değerlendirilmesi” genel ilkesini esas almak yerine, düzenleyici işlemin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı “karar tarihi” itibarıyla değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira düzenleyici işlemler, işlemin yürürlüğe konulduğu tarihte üst hukuk normlarına aykırılık bulunsa/bulunmasa da zaman içinde üst hukuk normlarında yapılan düzenlemeler sonrasında hukuki dayanaktan yoksun kalabileceği gibi sonradan hukuki dayanağa da kavuşabilir. Bu durumda, Dairece, 4708 sayılı Kanun ve Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği’nde davanın devamı sırasında yapılan değişikliklerin uyuşmazlık üzerindeki etkileri incelenip değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, karar tarihinde yürürlükte bulunan üst hukuk normları hakkında bir değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme ile verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.


