Ankara BİM 6. İdari Dava Dairesi Kararı 25.02.2020 (E.2019/2815, K.2020/348)
T.C. ANKARA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 6. İdari Dava Dairesi Kararı
Esas No: 2019/2815
Karar No: 2020/348
Karar Tarihi: 25.02.2020
ÖZET: 672 sayılı OHAL Kanun Hükmünde Kararnamesi ile üniversitedeki öğretim görevliliğinden kamu görevinden çıkarılan bir kişinin, yapı denetim sisteminde “Denetçi Belgesi”ne konulan kısıtlamanın kaldırılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin bu davada, ilk derece mahkemesi yapı denetim faaliyetinin bir “kamu hizmeti” sayılamayacağı ve KHK’daki kamu hizmetinden men kuralının yapı denetim kuruluşlarında istihdamı engellemeyeceği gerekçesiyle işlemi iptal etmişti. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi ise, 4708 sayılı Kanun’un genel gerekçesindeki can ve mal güvenliği amacından hareketle yapı denetim faaliyetinin idarenin denetim ve gözetimi altında yürütülen bir kamu hizmeti niteliği taşıdığı sonucuna vararak ilk derece kararını kaldırmış ve davayı reddetmiştir. Karar, OHAL KHK’ları kapsamında kamu görevinden çıkarılan kişilerin özel sektördeki yapı denetim kuruluşlarında dahi istihdam edilemeyeceğini netleştiren dikkat çekici bir emsaldir.
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünde öğretim görevlisi olarak görev yapmakta iken, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, 16.04.2018 gün 6734 sayılı Bakanlık Olur’u ile Denetçi Belgesi’ne konulan takyidatın kaldırılması istemiyle 02.10.2018 günü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü’ne yapılan başvurunun reddine ilişkin 10.10.2018 tarih ve E.179863 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 23. İdare Mahkemesince verilen 24.10.2019 tarih ve E:2019/71, K:2019/2638 sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesince, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin 2577 sayılı Yasa’nın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
İdare Mahkemesince; uyuşmazlığın yapı denetim faaliyetinin kamu hizmeti sayılıp sayılmadığı hususundan kaynaklandığı, yapı denetim faaliyetinin ilgili Bakanlıkça verilen izin ve ruhsat ile ilgili Bakanlığın denetimi altında yapıldığı, ilgili KHK’larda yer alan “kamu hizmetinde istihdam edilmezler” kuralının, KHK hükümlerine dayanılarak görevinden çıkarılanların idarenin genel esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin görülmesinde çalıştırılamayacakları anlamına geldiği, yapı denetim kuruluşlarının ise bu anlamda bir kamu hizmeti yürütmediği, yapı denetim kuruluşlarında istihdam edilen mimar ve mühendislerin de kamu hizmetinde istihdam edilmiş sayılamayacağı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
01.09.2016 tarihli ve 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin 2. maddesinde; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ekli listelerde yer alan kişilerin kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarıldığı, bu kişilerin bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyecekleri, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemeyecekleri hükme bağlanmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının, Denetçi Belgesi’ne konulan takyidatın kaldırılması istemiyle yaptığı başvurunun, yapı denetimi faaliyetinin “dolaylı da olsa kamu hizmeti” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle reddine ilişkin davalı idare işleminin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla öncelikle 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuatı uyarınca yapı denetimi faaliyetinin “kamu hizmeti” sayılıp sayılamayacağının irdelenmesi gerekmektedir.
4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un 1. maddesinde; Kanunun amacı can ve mal güvenliğini teminen, imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olarak belirlenmiş, 2. maddesinde bu Kanun kapsamına giren her türlü yapının, Bakanlıktan aldığı izin belgesi ile çalışan ve münhasıran yapı denetimi ile uğraşan tüzel kişiliğe sahip yapı denetim kuruluşlarının denetimine tabi olduğu öngörülmüştür. Anılan Kanun’un 3. maddesinde, yapı denetim kuruluşlarının imar mevzuatı uyarınca öngörülen fenni mesuliyeti ilgili idareye karşı üstleneceği; 8. maddesinde, denetim görevini yerine getirmeyen yapı denetim kuruluşları, laboratuvar kuruluşları, ortakları ve görevli personeline idari para cezası, 1 yıl yeni iş almaktan men cezası, izin belgesinin iptal edilerek faaliyetine son verilmesi gibi idari yaptırımların uygulanacağı; 9. maddesinde de görevini kötüye kullanan yapı denetim kuruluşu ortakları, yöneticileri, mimar ve mühendislerinin altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacakları; 10. maddesinde ise Bakanlığın yapı denetim kuruluşlarının işlem ve faaliyetlerini denetleme yetkisine sahip olduğu hükme bağlanmıştır.
4708 sayılı Kanun’un Genel Gerekçesinde; 17.08.1999 ve 12.11.1999 tarihlerinde yaşanan depremler sonrasında meydana gelen can ve mal kayıpları, denetimsiz yerleşme ve yapılaşmaların yol açabilecekleri zararlar; 3194 sayılı Kanunda yapım işlerinde rol alan teknik uygulama sorumlusunun (fenni mesul), yapı projelerini ve uygulamalarını denetlemekle sorumlu olan belediyeler ve valiliklerin uygulamayı hiç denetleyemedikleri; yapı denetim sistemi ve yapım aşamasında görev alan fenni mesullerin sorumluluklarını yeniden düzenlemek ve kağıt üzerinde denetlenmiş gibi görülen, ancak hemen hemen hiç denetlenmeyen yapıların teknik uygulama sorumlusu fenni mesullere verilecek cezalar ile ilgili yeni bir kanuni düzenleme getirmek amacıyla çıkarıldığı ifade edilmektedir.
Yukarıda yer alan 4708 sayılı Kanun, Kanunun genel gerekçesi ve anılan Kanun’un Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; yapı denetimi sisteminin denetimsiz yerleşme ve yapılaşmaların yol açabilecekleri zararların önlenmesi ve imar mevzuatı kapsamında denetim ve uygulama sorumluluğu bulunan kişi ve idarelerin görevlerini yerine getirmedeki eksiklik ve aksaklıklardan kaynaklanan ve özellikle 1999 depremleri sonrasında meydana gelen can ve mal kayıplarının önlenmesi ve kamusal bir ihtiyacın karşılanması amacıyla getirildiği; dolayısıyla idarenin denetim ve gözetim sorumluluğu altında yürütülen “kamu hizmeti” niteliği taşıdığı sonucuna varılmıştır.
Yapı denetim faaliyetinin kamu hizmeti niteliği taşıması sebebiyle de dava konusu edilen 16.04.2018 tarihli ve 67634 sayılı Olur ile, Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamelerin ekinde bulunan listelerde isimleri yer alan ve 4708 sayılı Kanun kapsamında denetçi mimar ve mühendis, kontrol elemanı, yardımcı kontrol elemanı, yapı denetim kuruluşu ve laboratuvar kuruluşu ortakları ile şirket müdürlerinin ve halihazırda yapı denetim faaliyeti içinde belirtilen türde görev yapmakta olan kişilerin faaliyetlerinin engellenerek görevlerinin sonlandırılması, söz konusu listelerde yer alan kişilerin bundan sonra denetim faaliyeti yapmalarına izin verilmemesi ve bu yönde yapılacak başvuruların reddedilmesi yönünde işlem tesis edilmiştir.
İstanbul Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacının da söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinde yer alan kamu görevinden uzaklaştırılanlar hakkındaki dolaylı da olsa “kamu hizmeti kapsamında değerlendirilemez” hükmü gereği 16.04.2018 tarih ve 67634 sayılı Bakanlık Makam Olur’u doğrultusunda 4708 sayılı Kanun kapsamında denetim faaliyetinde (Denetçi Kontrol Elemanı, Kurucu, Şirket Müdürü) olarak istihdam edilemeyeceği açık olduğundan dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Ankara 23. İdare Mahkemesince verilen 24.10.2019 tarih ve E:2019/71, K:2019/2638 sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2577 sayılı Yasa’nın 45/4. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda DAVANIN REDDİNE, mahkeme safhasına ait 342,30 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacının adli yardım talebi Mahkemece kabul edildiğinden tahsili için İl Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne müzekkere yazılmasına, istinaf safhasına ait 49,00 TL yargılama gideri ile yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.700,00 TL vekâlet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde taraflara iadesine, 25.02.2020 tarihinde oybirliğiyle 2577 sayılı Yasa’nın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak karar verildi.


