Bölge Adliye MahkemesiYapı Denetim Yargı Kararlarıİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi Kararı 04.10.2023 (E.2020/1553, K.2023/1382)

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi Kararı 04.10.2023 (E.2020/1553, K.2023/1382)

 

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. Hukuk Dairesi Kararı

Esas No: 2020/1553

Karar No: 2023/1382

Karar Tarihi: 04.10.2023

ÖZET: Bir yapı denetim şirketinin, bir kooperatife ait 9 bloklu inşaatın denetimi için imzalanan 7 ayrı yapı denetim hizmet sözleşmesinden doğan ödenmemiş hak ediş ve ilave hizmet bedeli alacağına ilişkin bu davada, İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesi, denetim faaliyetinin resmi kayıtlarda iki kez geçici olarak durdurulduğu dönemlerde (denetim yasaklılığı sırasında) yapı denetim kuruluşunun görevine fiilen devam etmiş olmasının hak ediş doğurmayacağını, ancak inşaatın ilerleyen aşamalarında ortaya çıkan iskan ruhsatı usulsüzlükleri hakkında idari/adli soruşturmaların sonucunun da bilirkişi incelemesinde dikkate alınması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararını eksik incelemeye dayalı olduğu gerekçesiyle bozmuştur. Karar, yapı denetim kuruluşunun faaliyetinin geçici olarak durdurulduğu dönemlerde denetim görevine devam etmesinin hukuki sonuçlarını ve hak ediş hesaplamasına etkisini ayrıntılı biçimde ele alması bakımından önemli bir emsaldir.

 

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, ESAS NO: 2014/1601, KARAR NO: 2019/694, KARAR TARİHİ: 31.10.2019, DAVA: Alacak

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Maslak/Şişli adresindeki arsa üzerine yapılacak inşaatın projelerine ve ruhsat eklerine uygun olarak yapılmasına ilişkin olarak 7 adet Yapı Denetimi Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre her yıl sonu düzenlenecek tespit tutanağı esas alınarak kalan işlere ait hizmet bedelinin yeniden belirleneceğini ve öngörülen yapım süresi uzadığı takdirde uzayan sürenin her altı ayı için hizmet bedeline esas oranın %10’u kadar ilave hizmet bedeli ödeneceğini, müvekkilinin sözleşmeler ile üstlendiği tüm edimlerini yerine getirdiğini, ancak davalının inşaatın mevcut seviyesinin tespitine yanaşmadığını ve doğacak yapı denetim hizmet bedellerini emanet hesabına yatırmadığını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000.000 TL’nin tahsilini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davanın öncelikle müteahhit şirkete yöneltilmesi gerektiğini, kooperatif ile müteahhit arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre yapı denetime ilişkin masraflar dahil tüm maliyetlerin müteahhit sorumluluğunda olduğunu, davacının mal sahibine olan edimlerini süresi içinde yerine getirmediği için inşaat ruhsatının 2009 yılında 1 yıl askıya alındığını, davacının lisansının halihazırda askıda olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, yapı sahibinin yapı denetim hizmet sözleşmesinden 4708 sayılı Kanun’un 2. ve 5. maddeleri gereği sorumlu olduğu, husumet itirazının bu nedenle yerinde görülmediği; hizmet süresinin sözleşme ve Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği’nin 23. maddesi gereğince 11.08.2010 tarihinde sona erdiği, sözleşmenin bitiş tarihi itibarıyla seviye tespit tutanağı bulunmasa da ibraz edilen 29.12.2008 ve 31.12.2010 tarihli tutanaklardaki gerçekleşme seviyesinin aynı olması nedeniyle 29.12.2008 tarihli seviyeye göre hak ediş hesaplandığı; bu hesaplamaya göre hakedişi yapılmamış hizmet bedelinin KDV dahil 2.376.659,51 TL olduğu; davacının bu süreden sonra da (yasaklılık dönemleri dahil) denetime devam ettiği ancak Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği’nin 29. maddesi gereğince denetimsizliğin başladığı seviyeden sonraki hizmet bedelinin ödenemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2.376.659,51 TL’nin dava tarihinden işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ruhsatın yenilenmesi için yeni ruhsat alınmasının zorunlu olmadığını, tadilat ruhsatlarıyla ruhsat süresinin 11.11.2018 tarihine kadar uzatıldığını, inşaatın %100 seviyeye getirilerek 28.03.2014 tarihinde tamamlandığını, denetim faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına ilişkin kararın Bakanlık tarafından kaldırılıp geri alındığını, hesaplamalara esas alınan değerlerin, oranların ve yapı sınıfının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili ise istinaf dilekçesinde; hakediş formlarının çoğunda yapı sahibinin imzası bulunmadığını, davacının denetim faaliyetinin geçici olarak durdurulduğu döneme ilişkin belgelerinin denetimsiz kaldığını gösterdiğini, şantiye şefi olarak görev alan bir şahsın sahte iş deneyim belgesi düzenlediği iddiasıyla hakkında dava açıldığını davacının bildiği halde bu duruma ilişkin bildirimde bulunmadığını belirterek kararın kaldırılıp davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE: Dosya kapsamına göre; davalı kooperatif ile ihbar olunan müteahhit şirket arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalı kooperatife ait arsa üzerinde yapılacak inşaatın ihbar olunan yüklenici şirket tarafından üstlenildiği, inşaatın yapı denetim hizmeti için davacı ile davalı kooperatif arasında 7 adet yapı denetim hizmet sözleşmesi düzenlendiği görülmüştür. 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un 2. maddesi ile 5. maddesindeki hükümler uyarınca yapı denetim hizmetini veren şirkete karşı yapı denetim hizmet bedelinin ödenmesinden arsa sahibi sorumlu olup, taraflar arasında yapılan sözleşmede yapı denetim hizmet bedelinden yapı müteahhidinin sorumlu olduğunun kararlaştırılması da bu sorumluluğu değiştirmeyecektir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 02.12.2015 tarih 2014/35361 E. 2015/35230 K.; 28.11.2019 tarih 2016/25151 E. 2019/11671 K.).

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporları uyarınca, hizmet süresinin 11.08.2005 tarihinden itibaren inşaatın 5 yılda bitirilememesi ve sözleşmenin yenilenmemesi nedeniyle Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği’nin 23. maddesi gereğince 11.08.2010 tarihinde son bulduğu, davacının denetim faaliyetlerinin 06.09.2011 tarihinde 1 yıl süreyle geçici olarak durdurulduğu, bu karar ilgili idareye bildirilmiş ve seviye tespit tutanakları teslim edilmiş olsa da, Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği’nin 29. maddesi gereğince “geçici olarak faaliyet durdurma cezasına yol açan işlerde denetimsizliğin başladığı seviyeden sonraki hizmet bedelinin ödenmeyeceği” ve aynı Yönetmeliğin 23/9 ve 23/11. fıkraları gereğince yasaklı dönemde yapı sahibinin başka bir yapı denetim kuruluşuyla sözleşme yapması zorunlu olduğundan, yasaklılık döneminde davacı tarafından fiilen devam edilen denetimin hukuki bir geçerliliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

Davalı vekilinin dairemize sunduğu beyan dilekçesinde, inşaatla ilgili iskan, yapı ruhsatı ve proje usulsüzlüklerinin İçişleri Bakanlığı Başmüfettişi tarafından bir raporla tespit edildiği belirtilerek ilgili araştırma raporu ibraz edilmiştir. T.C. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği’nce düzenlenen 03.03.2020 tarihli raporda, Şişli Belediyesince düzenlenen yapı kullanma izin belgelerinin mevzuata uygun düzenlenmediği ve bu belgeleri düzenleyenler hakkında mahkeme sürecinin devam ettiği, mevzuata uygun düzenlenmeyen yapı kullanma izin belgelerinin iptal edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirildiği, bu işlemler nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosunca soruşturma başlatıldığı anlaşılmıştır.

Yukarıda açıklandığı üzere, davacının sözleşmenin başladığı tarihten itibaren inşaatın tamamlandığı sürece kadar yapı denetim hizmeti vermiş ise de, bu süreç içerisinde belli dönemlerde faaliyetinin durdurulduğu, bu dönemde yapı sahibince başka bir firma görevlendirilmediğinden yapının devamına izin verilmemesi gerekirken inşaata devam olunduğu ve iskan ruhsatının alınmasına ilişkin usulsüzlükler nedeniyle adli ve idari makamlarca soruşturma yapıldığı anlaşılmıştır. O halde mahkemece, hizmet süresinin başladığı tarihten inşaatın tamamlandığı tarihe kadar ki Bakanlık nezdindeki Yapı Denetim Sistemi üzerindeki tüm hak edişler ve kayıtlar getirtildikten sonra, adli ve idari soruşturmanın akıbetinin sonucuna göre, davacının faaliyetinin askıya alındığı dönemler dikkate alınmaksızın davacının ödenmeyen yapı denetim hizmet bedeli ile varsa ilave yapı denetim hizmet alacağının ne kadar olduğu hususunda, konusunda uzman bilirkişi kurulundan açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle davacı ile davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK’nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine; taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının ayrı ayrı Hazineye irat kaydına; taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine; tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

ima ihsan ağapınar logo beyaz, ima, avukat ihsan ağapınar, ihsan mustafa ağapınar
Maltepe, Gazi Mustafa Kemal Blv. Köşe Apt No:110-112/13 D:3. Çankaya/Ankara
Kınıklı Mah. Doğan Demircioğlu Cad. 75/2 Pamukkale/DENİZLİ

DANIŞMA HATTI

Sitedeki tüm yazılı materyal, dosya, bilgi, logo, resim ve ilgili fikri haklar İMA Hukuk’a aittir. Yazılı onay olmadan kopyalanamaz ve kullanılamaz.

Copyright © İMA Hukuk