Bu davada bir yapı denetim şirketi, imzaladığı yapı denetim hizmet sözleşmesi uyarınca inşaat için mimar ve mühendis görevlendirdiğini, ancak yapı sahibinin ruhsat alınmasına rağmen inşaata hiç başlamaması nedeniyle bu personele ödediği maaş ve giderlerin karşılığını menfi zarar olarak talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, sözleşmenin kendiliğinden sona ermesine rağmen personel istihdamına devam edilmesinin sorumluluğunun yapı sahibinde olduğunu kabul ederek talebi büyük ölçüde kabul etmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, müspet zarar ile menfi zarar ayrımını ayrıntılı şekilde inceleyerek talebin menfi zarar niteliğinde olduğunu teyit etmiş, ancak yapı denetim şirketinin de personelini başka projelere yönlendirme imkânı bulunduğu halde bu konuda davalıyı hiç uyarmamış olmasını müterafik kusur olarak değerlendirip zararın yarısının davalıdan tahsiline hükmetmiştir.
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1950
KARAR NO: 2025/1125
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/988
KARAR NO: 2021/685
DAVA TARİHİ: 17/10/2019
KARAR TARİHİ: 28/09/2021
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 15/10/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 14/01/2017 tarihli Yapı Denetimi Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin süresinin 14/01/2017 tarihinden yapı kullanma izninin alındığı tarihe kadar geçen süre olduğunu, sözleşme ile yapı sahibi olan davalıya ait Tekirdağ ili Çorlu ilçesi Önerler Mücahir İstanbul Yolu Çorlu/Tekirdağ adresinde bulunan ve tapunun pafta […] ada, 1 parsel numarasında kayıtlı arsa üzerine yapılacak bodrum katları dahil 5 kat, toplam 5250 m2 inşaat alanına sahip yapının projelerinin incelenmesi, ruhsata ve eklerine uygun olarak yapılmasının denetlenmesi hizmetini vereceğini, müvekkilinin sözleşme ile yükümlendiği edimlerini proje denetçisi mimar ve mühendisler vasıtası ile yerine getirmekte olduğunu, her bir mühendis ve mimarın denetim yapabileceği inşaat m2’sinin yapı denetim yasası ve yönetmeliği ile belirlendiğini, müvekkilinin sözleşme imzaladığında sözleşme konusu inşaatın denetimi için yeteri kadar mimar ve mühendis görevlendirip bu kişilerin maaş vs. giderlerini karşılamak zorunda olduğunu, davalının sözleşmelerin imzalanmasından sonra bu tarihe kadar inşaata başlamadığını, inşaata başlanmaması sebebiyle de müvekkiline ücret ödenmediğini ancak müvekkilinin Denetim Kanunu ve yönetmelikleri uyarınca yasal zorunluluk sebebiyle sözleşme gereği yeteri kadar mimar ve mühendis görevlendirip bu kişilerin gider ve maaşlarını ödemek zorunda kaldığını, davalının sözleşmeye aykırı davranışı, inşaata başlayıp bitirmemesi sebebiyle müvekkilinin zararının oluştuğunu, bu zararın tazmin edilmesi gerektiğini beyan ederek kısmi dava olarak şimdilik 10.000,00 TL’nin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davacı vekili ıslah dilekçesiyle; 40.881,97 TL alacağın sözleşme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 11/04/2017 tarihinde yapı ruhsatı alan ve 11/04/2019 tarihine kadar inşaata başlamayan müvekkilinin sözleşmenin 3. maddesi gereğince sözleşme ile bağlı olmadığını, bu sebeple davacının sözleşmeye dayanarak talepte bulunamayacağını ancak sözleşmenin sona erme tarihine kadar yapılan işlemleri talep edebileceğini, sözleşmenin 3. maddesinde ruhsat alındıktan sonra iki yıl içinde inşaata başlanılmadığı takdirde sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği düzenlenmiş ise de sona ermeye herhangi bir yaptırım yüklenmediğini, davacının söz konusu talebi haksız olduğunu, sözleşmenin 5. maddesinde yapı denetim hizmet bedelinin nasıl ödeneceği düzenlendiğini, buna göre, davacıya 1. taksitte belirtilen “ruhsat alınması aşamasında ödenecek olan proje bedeli” ödenmediğini, ancak ikinci taksitin muaccel hale gelebilmesi için davacının denetlemesi gereken bir inşaatın başlanmış olması şart olduğunu, ikinci taksit için kazı ve temel çalışması yapılmış olması gerektiğini, oysaki müvekkilinin söz konusu bölgeye inşaat yapmadığını, bu nedenle davacının talebinin sözleşme ile de çeliştiğini, imzalanan sözleşmenin 9. maddesinde de söz konusu personelin değişebileceğinin belirtildiğini, isim belirtilen personelin çalışmaya fiilen başlamadığı gibi başka bir işte görevlendirilmesine engel bir durum da olmadığını, müvekkil şirketin beklediği büyümenin gerçekleşmediğini, araç piyasasındaki bedellerin yükselmesinin müvekkili şirketin işlerini de düşürdüğünü, bu sebeple söz konusu projeye müvekkili şirketin ticari yaşantısının tehlikeye girmemesi adına gerek duyulmadığını, davacının işbu dava tarihine kadar sözleşme gereğince tüm hakkedişleri ödediğini, herhangi bir zararının mevcut olmadığını beyan ederek haksız ve mesnetsiz iddialara dayalı davanın reddini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; “[…] Davacı taraf sözleşmenin davalı tarafça ifa edilmemesi nedeniyle menfi zararının giderilmesini talep etmektedir. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ve davalı şirket arasında 14/01/2017 tarihli yapı denetim hizmet sözleşmesi düzenlendiği, sözleşme kapsamında yapı sahibi olan davalıya ait Tekirdağ ili Çorlu ilçesi Önerler Mücahir İstanbul yolu Çorlu Tekirdağ adresinde bulunan ve tapunun pafta […] ada, 1 parsel numarasında kayıtlı arsa üzerine yapılacak bodrum katları dahil 5 kat, toplam 5250 m2 inşaat alanına sahip yapının projelerinin incelenmesi, ruhsata ve eklerine uygun olarak yapılmasının denetlenmesi hizmetinin davacı tarafça üstlenildiği, davaya konu sözleşme ile inşaat için, davacı yapı denetim firması tarafından mimar ve mühendis […] görevlendirilmiş olduğu, davaya konu inşaat için yapı ruhsatı alındığı, ruhsat öncesi projelerin incelenmesi hizmeti karşılığı Yapı Denetim Hizmet bedelinin %10’u ödendiği, yapı ruhsatı alınmasından itibaren davalının inşaata başlamadığı ve görevlendirdiği personellere maaş ve giderlerini ödemeye devam ettiği, bu nedenle yapılan masrafların davalı tarafça tahsilini talep ettiği, davacı tarafça talep edilen görevlendirdiği personel ve maaş giderleri davalı tarafça sözleşmenin ifa edilmemesinden kaynaklı ve davacı tarafça uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan menfi zarar kapsamında olduğu ve yapı ruhsatı alınmasına rağmen inşaatın başlanmaması halinde sorumluluğun iş sahibi olan davalı şirkette bulunduğu ve zararın davalı tarafından karşılanması gerektiği, dosyadaki delillerle uyumlu ve denetime elverişli bilirkişi raporunda ruhsatının hükümsüz kaldığı 11.04.2019 tarihi itibarı ile yapı denetim firmasının elemanlarına ödediği maaş ve diğer sosyal haklardan davalının payına düşen miktarın KDV dahil 40.811,97 TL olarak hesaplandığı […]” gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren, 30.811,97 TL’nin ıslah tarihi olan 09/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğini, sözleşmenin haksız feshi ya da sözleşmeden dönme olmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmede sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi haline ilişkin bir hüküm bulunmadığından mahkemece menfi zararların tazminine karar verilmesinin bir dayanağı bulunmadığını, inşaat başlamamışken teknik personelin görevlendirilmesinin davacının riski olup bu işçilere yapılan ödemelerden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, personelin başka bir işte görevlendirilmesi mümkün olduğundan menfi zarardan bahsedilemeyeceğini, personele yapılan ödemelerin müvekkilinin işi için özgülendiği, personelin başka bir işte çalışmadığı hususunda ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu ancak ispatlanamadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; taraflar arasında imzalanan yapı denetim hizmet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Taraflar arasında 14/01/2017 tarihinde Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin “Hizmetin süresi” başlıklı 3. maddesi; “Hizmetin süresi, sözleşmenin imzalandığı 14/01/2017 tarihinden, yapı kullanma izninin alındığı tarihe kadar geçen süredir. Yapı ruhsatı alındıktan sonra iki yıl içinde inşaata başlanmadığı veya başlanıldığı halde, başlama müddeti ile birlikte beş yıl içinde bitirilmediği ve bu süre içerisinde ruhsat yenilenmediği takdirde, bu sözleşme başkaca bir bildirime gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer. Bu yapının bitirilmesi için öngörülen süre 12 aydır.” şeklindedir. Ruhsat alınması akabinde ise inşaata başlanmadığı için 5. maddede belirtilen diğer ödeme aşamalarına geçilmemiş ve sözleşmenin 3. maddesi uyarınca inşaata başlanmadığı için süre sonunda yani 11/04/2019 itibariyle hizmet sona ermiştir.
Bilirkişi raporunda; tarafların imzaladığı sözleşme uyarınca yapının birim maliyeti 750 TL olup, bir yıl için ödenecek Yapı Denetim Hizmet bedelinin 59.850,00 TL olarak hesaplandığı, ruhsat öncesi projelerin incelenmesi hizmeti karşılığı %10’unun ödendiği, yapı ruhsatı alınmasından itibaren davalı işverenin inşaata başlamadığı için yapı ruhsatının düştüğü, dolayısıyla sözleşmenin de 11/04/2019 tarihinde otomatik olarak sona erdiği, davacı yapı denetim kuruluşunun proje ve uygulama denetçisi (elektrik müh.), iki adet proje ve uygulama denetçisi (makine müh.), bir adet proje ve uygulama denetçisi (mimar), proje ve uygulama denetçisi (inşaat müh.), uygulama denetçisi (inşaat müh.) ve kontrol elemanı (mimar) görevlendirdiği, bu elemanların işin devamı sırasınca davacı yapı denetim şirketine maliyetinin 2017 yılı için 11.090,28 TL, 2018 yılı için 12.403,13 TL, 2019 yılının ilk 3 ay 11 günü için 4.175,72 TL olmak üzere toplam 27.669,13 TL olduğu, buna stopaj + genel gider + kar toplamının %25’i olan 6.917,28 TL ilave edildiğinde 34.586,42 TL’ye ulaşıldığı ve %18 KDV eklenerek 40.811,97 TL’nin bulunduğu, yapı ruhsatının hükümsüz kaldığı 11/04/2019 tarihi itibarıyla davalının payına düşen miktarın KDV dahil 40.811,97 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Bilirkişi ek raporunda ayrıca; davacının bu elemanları işin devamı sırasında görevli olarak bulundurmak zorunda olduğu, bu elemanların birden çok şantiyede görevlendirilebileceği, davalı iş sahibinin inşaata başlamamasına rağmen bu elemanların davalının inşaatında da kontrol elemanı olarak görülmeye devam ettiği, bu süre zarfında davacının kadrosunda olup bu iş ile ilgili görevlendirilen elemanın maaşının bir kısmının davalı tarafından karşılanması gerektiği açıklanmıştır.
İstinaf sebeplerinin incelenmesi: Müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ya da vaktinde ifa edilmemesinden doğan zarardır. Müspet zarar, edim, borçlu tarafından tam ve gereği gibi yerine getirilmiş olsaydı, alacaklının malvarlığının göstereceği durum ile halihazırda gösterdiği durum arasındaki farktır. Menfi zarar ise, sözleşmenin kurulamamasından veya geçersiz olmasından doğan zarardır; burada sözleşmenin kurulduğuna veya geçerli olarak kurulmuş bulunduğuna duyulan güvenin boşa çıkmasından doğan zarar söz konusudur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22/02/2023 tarihli 2021/(15)6-874 E. 2023/118 K. sayılı ilamında da bu ayrım ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Somut dosyada, dava konusu talep menfi zarardır. Zira davacı, sözleşme gereğince inşaatın yapılacağı inancıyla bir kısım personel istihdam ettiğini ve sözleşme süresince istihdam etmeye devam ettiğini ancak davalının inşaata başlamamış olması sebebiyle ödenen personel giderleri açısından zarara uğradığını ileri sürmektedir.
Bilirkişi raporunda hesaplamanın Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği’nin 15. maddesindeki denetim yetkisi sınırlarına göre yapıldığı anlaşılmakla birlikte, 2017 yılına ilişkin bedel sözleşmenin imza tarihi olan 14/01/2017 tarihinden itibaren 11,5 ay olarak hesap edilmiş ise de, ruhsat alındığı 11/04/2017 tarihine kadar yapılan işe yönelik davalı tarafından %10 hizmet bedelinin ödendiği, ödenen bu bedel içerisinde davacı tarafından yapılacak masrafların da dahil olduğu anlaşılmakla, 2017 yılı ücretinin 11/04/2017 tarihinden itibaren hesap edilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve yeniden yapılan hesaplama sonucunda toplam zarar 36.781,40 TL olarak bulunmuştur.
TBK’nın 114. maddesinde borçlunun genel olarak her türlü kusurdan sorumlu olduğu, TBK’nın 50. maddesinde zarar görenin zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında bulunduğu düzenlenmiştir. Somut olayda, sözleşme 14/01/2017 tarihinde imzalanmış olup yapı ruhsatının alındığı tarih 11/04/2017 tarihidir. Bu tarihten sonra ise inşaatın başlaması gerekirken ruhsat süresinin sona erdiği tarihe kadar bir işlem yapılmamıştır. Davacı, bu süre boyunca personelin istihdam edildiğini ileri sürmekte ise de; söz konusu personelin, şayet inşaata devam edilmeyecek ise söz konusu projedeki yetkilerine son verilerek başka bir proje kapsamında değerlendirileceği hususları davalı tarafa ihtar edilerek bu yönde bir işlem yapılması gerekirken, herhangi bir ihtar ve bildirim yapılmamış olması sebebiyle zararın oluşumunda davacının da müterafik kusurunun (%50) bulunduğu kanaatine varılmıştır. Bu durumda; davacının müterafik kusuru da değerlendirilerek 36.781,40 TL zararın yarısı olan 18.390,70 TL yönünden davanın kısmen kabulü yönünde hüküm tesis edilmesi, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan, davalı vekilinin istinaf talebi kabul edilerek HMK’nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,
1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 6100 sayılı HMK’nın 353/1.b.2 bendi uyarınca İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 28/09/2021 tarihli 2019/988 E. 2021/685 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK;
a-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 10.000,00 TL’nin dava tarihi 17/10/2019 tarihinden itibaren, 8.390,70 TL’nin ıslah tarihi olan 09/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
b-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
c-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.256,26 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından 170,78 TL peşin harç ve 526,18 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 559,30 TL harcın davalı taraftan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
ç-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin harç ve 526,18 TL ıslah harcı toplamı 741,36 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinden davanın kabul-ret oranına göre hesaplanan 1.177,29 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
e-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinden davanın kabul-ret oranına göre hesaplanan 11,53 TL’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
f-Davacı vekille temsil olunduğundan, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince hesap edilen 18.390,70 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
g-Davalı vekille temsil olunduğundan, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince hesap edilen 22.421,27 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
ğ-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle arabuluculuk ücreti olarak suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL’den, 725,19 TL’sinin davacıdan, kalan 594,81 TL’sinin ise davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
h-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,
2-İstinaf yargılaması giderleri yönünden; davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, davalı tarafından sarfedilen 777,50 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, istinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15/10/2025


