Bölge Adliye MahkemesiYapı Denetim Yargı KararlarıKonya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi Kararı 01.10.2019 (E.2019/2367, K.2019/2393)

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi Kararı 01.10.2019 (E.2019/2367, K.2019/2393)

 

T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. Ceza Dairesi Kararı

Esas No: 2019/2367

Karar No: 2019/2393

Karar Tarihi: 01.10.2019

ÖZET: 4708 sayılı Kanun’a muhalefet suçlamasıyla yargılanan yapı denetim firması yetkilileri hakkında verilen beraat kararının hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine incelenen bu davada, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi, 4708 sayılı Kanun’un 9/1. maddesinde düzenlenen suçun somut bir zararın gerçekleşmesini değil, yapının cana veya mala zarar verebilme “tehlikesi”ni aramayan bir tehlike suçu olduğunu, sonradan eksikliklerin giderilmesinin veya ruhsat/iskan verilmesinin suçun oluşumunu etkilemeyeceğini belirterek, sanıkların ihtisas alanlarına göre hangi aykırılıktan sorumlu olduklarının 3 kişilik uzman bilirkişi heyetiyle (1 iş güvenliği uzmanı + 2 inşaat mühendisi) yeniden tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle beraat kararını bozmuştur. Karar, yapı denetim firması yetkilileri ile projeyi çizen mimar/mühendisin (proje müellifi) cezai sorumluluklarının nasıl ayrıştırılacağını ve 4708 sayılı Kanun kapsamındaki suçun “tehlike suçu” niteliğini netleştiren önemli bir ceza kararıdır.

 

Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Afyonkarahisar Valiliği İl Yapı Denetim Komisyonunun 22.02.2017 tarihli karar nolu Komisyon kararı ile sanıklar ile proje müellifi hakkında da suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, ancak Afyonkarahisar Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 24.03.2017 tarihli suç duyurusunun sadece yapı denetim firması yetkilileri hakkında yapıldığı, proje müellifi hakkında yapılmadığı, Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesi ile yapı denetim firması yetkilileri haklarında 4708 sayılı Kanuna Muhalefet suçunu işlediğinden bahisle kamu davasının açıldığı, dava açılmayan proje müellifi hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca verilmiş herhangi bir kovuşturmaya yer olmadığına kararının da bulunmadığı tespit edilmiştir.

Bu itibarla; 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un Amaç, Kapsam ve Tanımlar başlıklı 1. maddesinin, Kanun’un amacının can ve mal güvenliğini teminen, imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak olduğunu düzenlemiş olması karşısında (Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 31.10.2018 tarihli ve 2018/1585 E., 2018/11160 K. sayılı kararı); Kanun’un 9/1. maddesinde düzenlenmiş olan suçun bir tehlike suçu olarak düzenlenmiş olması, dolayısıyla bu maddede düzenlenmiş suçun oluşması için yapı hasarının oluşmasının zorunlu olmaması ve yapının bizatihi kendisinin az veya çok hasar tehlikesi altında olması nedeniyle cana veya mala zarar verebilmesi ihtimalinin mevcudiyetinin yeterli olması; suçun bir tehlike suçu olarak düzenlenmiş olması karşısında yapılan denetimden sonra eksikliklerin giderilmesi, denetime konu yapının inşaatına devam edilmesi için yapı ruhsatı verilmesi veya inşaatın bitirilmesinden sonra yapıda oturum izni verilmesinin 4708 sayılı Kanun’un 9/1. maddesinde tanımlanan suçun oluşumuna engel olmaması; ayrıca yapı denetim kuruluşu ile yapı sahibi arasında yapı denetim hizmet sözleşmesi imzalanması ile yapı denetim kuruluşunun sürekli ve kesintisiz olarak denetim yükümlülüğü doğması, dolayısıyla yapı denetim kuruluşu mimar ve mühendislerinin ihtisas konularına göre denetimi altında yapım işinin gerçekleştirilecek olması; diğer taraftan, 4708 sayılı Kanun’un 1/2-j bendinde tanımlanan yapı müteahhidinin, yapımını üstlendiği bina niteliğindeki yapıyı imar mevzuatına uygun olarak yapmasının zorunlu olması ile denetime konu imara aykırılıkların yapı müteahhidi tarafından yapılması halinde, yapı müteahhidinin cezai sorumluluğunun TCK’nın 184. maddesinde tanımlanan imar kirliliğine neden olma boyutuna varmayan diğer imara aykırılıklar olarak anlaşılmasının gerekli olması (Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 03.11.2014 tarihli ve 2013/24956 E., 2014/31604 K. sayılı kararı) birlikte değerlendirilerek; 4708 sayılı Kanun’a göre yapı müteahhidi olup suça konu aykırılıkları gerçekleştiren yapı denetimi müellifi hakkında suç duyurusunda bulunulması, toplanacak delillerin sanıklara yüklenen suçların sübutunu etkileyebilecek olması karşısında dava açılması halinde açılacak dava ile istinaf incelemesine konu hükümlerle ilgili davanın birleştirilmesi, dava açılmaması halinde ise soruşturma evrakının tamamının dosya arasına intikal ettirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Uzmanlığı, özel ve teknik bilgiyi gerektiren hâllerden olması nedeniyle sanıkların ihtisas konuları ve fiilen hangi sorumluluğu üstlendikleri ile tespit edilen aykırılıkların denetiminin her birinin hangi sanık/sanıklar tarafından yapıldığı, sanıkların icrai veya ihmali davranışla görevi kötüye kullanma niteliğinde hareketi bulunup bulunmadığı, denetim eksikliği sonucunda yapılan inşaatın (aykırılıklar giderilmemiş hali ile) ayrı ayrı her bir sanığın denetim sorumluluğu altındaki aykırılık nedeniyle can ve mal güvenliğini sağlayıp sağlayamayacağı hususlarının, kovuşturma aşamasında dosyaya sunulan tek bilirkişinin raporunun yetersiz ve bilimsel olmaması dikkate alınarak, ilk derece mahkemesince bilirkişilik bölge kurulu tarafından hazırlanan listede yer alan kişiler arasından seçilecek 1 iş güvenliği uzmanı bilirkişisi ve 2 inşaat mühendisi bilirkişi olacak şekilde 3’lü bilirkişi tarafından düzenlenecek rapor ile belirlenmesi; Afyonkarahisar Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne neden proje müellifi hakkında suç duyurusunda bulunulmadığının ve ayrıca anılan kişi hakkında suç duyurusu olup olmadığının sorulması; yapı denetim firması yetkili ve sorumlularının kimler olduğuna dair bilgi ve belgelerin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden celp edilerek dosya arasına alınması gerektiği değerlendirilmiştir.

Kabule göre de; 4708 sayılı Kanuna Muhalefet suçunun tehlike suçu olması nedeni ile projeye uygun hale getirilmesinin kastı ortadan kaldırmayacağı gözetilerek, keza 13.02.2019 tarihli bilirkişi ek raporda da sorumluların yapı denetim firması yetkilileri ile proje müellifi olduklarının belirtilmiş olması, dolayısıyla açıklanan hususların hüküm oluşturulurken göz önünde bulundurulması ile sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeksizin mahkumiyetleri yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

KARAR SONUCU: Hazine vekilinin istinaf nedenleri bu itibarla yerinde görülmekle, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-d ve 289/1-i maddeleri uyarınca BOZULMASINA; kararın bir örneğinin Konya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine; kararın bir örneğinin de istinaf başvurusunda bulunana ve ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine; dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, KESİN olarak, 01.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

ima ihsan ağapınar logo beyaz, ima, avukat ihsan ağapınar, ihsan mustafa ağapınar
Maltepe, Gazi Mustafa Kemal Blv. Köşe Apt No:110-112/13 D:3. Çankaya/Ankara
Kınıklı Mah. Doğan Demircioğlu Cad. 75/2 Pamukkale/DENİZLİ

DANIŞMA HATTI

Sitedeki tüm yazılı materyal, dosya, bilgi, logo, resim ve ilgili fikri haklar İMA Hukuk’a aittir. Yazılı onay olmadan kopyalanamaz ve kullanılamaz.

Copyright © İMA Hukuk