Bu davada bir yapı denetim şirketi, 2007 yılında imzalanan ve inşaat alanındaki artışlar nedeniyle zaman içinde birkaç kez yenilenen yapı denetim hizmet sözleşmeleri kapsamında verdiği hizmetin bedelini, hem arsa sahibinden hem de yüklenici inşaat şirketinden talep etmiştir. Davalılar, sözleşmelerin bir kısmının yetkisiz temsilci tarafından imzalandığını, inşaatın süresinde bitirilmediğini ve denetim hizmetinin tam olarak verilmediğini ileri sürerek karşı çıkmıştır. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, yıllar süren bilirkişi incelemeleri sonucunda, inşaat süresini en son 40 ay olarak belirleyen sözleşmenin taraflar arasındaki son ve geçerli sözleşme olduğuna, inşaatın %100 seviyede tamamlandığına ve davacının toplam 1.065.978,68 TL hak edişe hak kazandığına, bu tutarın bir kısmının zaten ödendiğine kanaat getirerek, dava kısmi dava şeklinde açıldığından talep edilen 100.000 TL’nin arsa sahibinden tahsiline, sözleşmenin tarafı olmayan yüklenici inşaat şirketi yönünden ise nispilik ilkesi gereği davanın reddine karar vermiştir.
BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/212 Esas
KARAR NO: 2024/433 Karar
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/03/2017
KARAR TARİHİ: 30/04/2024
GEREKÇELİ KARAR TARİHİ: 30/05/2024
Davacı tarafından mahkememizde açılan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 12/09/2007 tarihinde 1 nolu davalı ile yapmış olduğu Yapı Denetim Sözleşmesi ile davalının İstanbul İli … İlçesi … Mah. Gürpınar/İstanbul adresinde bulunan … pafta … ada … parselde yer alan inşaatında yapılacak yapı denetimini üstlendiğini, sözleşmenin dördüncü maddesinde müvekkilinin yerine getireceği yapı denetimi karşılığında 324.706,52-TL ücret alacağının kararlaştırıldığını, davalılardan … İnşaat şirketinin de yapı denetim işleri üstlenilen inşaatın müteahhitliğini üstlendiğini, diğer davalı ile yapmış oldukları inşaat sözleşmesinde yapı denetim maliyetini de üstlendiğini, davalı ile Yapı Denetim Dairesi Başkanlığı’nın kurmuş olduğu sistem adlı portal üzerinden alınan 28/12/2016 tarihli Hakediş Listesinde verilen Yapı Denetim Hizmetinden fayda sağlayan davalıların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından belirlenmiş ödemesi gereken rayiç bedelin 1.046.196,38-TL olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla şimdilik 100.000,00-TL tazminat taleplerinin, ekte sunulu yapı denetim sisteminden çıkartılan 31/12/2015 hakediş listesi tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde; mahkemede görülmekte olan davanın İstanbul İli … İlçesi … Mahallesinde bulunan ve tapunun … pafta … ada … parselde bulunan gayrimenkulün inşaatı sırasında yapı denetim firmasının hizmet bedelinin ödenip ödenmediğine ilişkin açılmış olduğunu, yetkili mahkemenin Büyükçekmece Adliyesi olduğunu, davalılardan biri ile müvekkili şirket arasında İstanbul ili … ilçesi … mahallesi Gürpınar adresinde bulunan taşınmaza yönelik kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini ve anılan sözleşme kapsamında davacı şirket ile 05.09.2007 tarihli Yapı Denetim Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin üçüncü maddesinde hizmet süresinin inşaat ruhsatının alındığı tarih ile yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarih arasında geçen süre olarak ve yapının bitirilmesi için öngörülen sürenin 24 ay olarak belirlendiğini, ayrıca 2 yıl içinde inşaata başlanmadığı ve 5 yıl içinde bitirilmediği takdirde ise sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğinin kararlaştırıldığını, 09.06.2014 tarihli Seviye Tespit Tutanağı’ndan anlaşılabileceği gibi inşaatın %100 oranında tamamlandığı, dolayısıyla anılan tarih itibariyle davacı şirketin müvekkil şirketten herhangi bir alacağı kalmadığı gibi davacı şirket tarafından herhangi bir farkın da talep edilemeyeceğini, müvekkili şirket tarafından davacı firmaya birçok kez ödeme yapıldığını ve 31.12.2008 tarihindeki %35 seviyeye göre müvekkili şirket bakiye borcunun sıfır olduğunu savunarak, yetki ve görev itirazlarının kabulüne, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı (arsa sahibi) vekili cevap dilekçesinde; söz konusu dava hakkında yetki itirazında bulunmak gerektiğini, davaya konu edilen taşınmazın sözleşmenin ifa yeri itibariyle Büyükçekmece ilçe sınırları içerisinde yer aldığını, davacının iddiasının aksine müvekkili ile davacı arasında imzalanmış bir Yapı Denetim Sözleşmesi bulunmadığı gibi sözleşmede yer alan imzanın müvekkiline veya yetkili vekiline ait olmadığını, müvekkilinin diğer davalıya Büyükçekmece Noterliği aracılığıyla verdiği vekaletname ile yapı denetim sözleşmesi imzalama veya borçlandırma yetkisi verilmediğini, bu nedenle yapı denetim sözleşmesi muhatabının imza sahibi olduğunu, müvekkilinin davacı veya diğer davalıya herhangi bir borç veya yükümlülüğünün bulunmadığını, tam tersine işin süresinde ve sözleşmeye uygun yapılmaması ve natamam durumda bırakılması nedeniyle diğer davalıdan alacaklı bulunduğunu, diğer davalı müteahhidin 2007 yılında inşaata başladığı ve 2010 yılı sonunda inşaat faaliyetlerine son verdiğini, bu nedenle sözleşmede belirtilen sürelerin geçtiği ve sözleşmenin münfesih duruma geldiğini, davacı firmanın dava konusu hizmet nedeniyle bu güne kadar müvekkiline herhangi bir fatura da tanzim etmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tanıkları, dinlenen celselerde özetle; davacı şirketin daha önceki yetkilisinin vefatından önce yapı denetimine ilişkin sözleşme imzalandığını, sözleşme bedelinin %40 oranında kararlaştırıldığını, ancak denetim hizmetinin zamanında verilmediğini, davacı şirketin sadece su basmanı seviyesine kadar denetim için eleman gönderdiğini, sonraki dönemde hiç gelmediğini, sadece kavanoz içerisine numune alınmasının istendiğini beyan etmişlerdir.
İnşaat Mühendisi, Mali Müşavir ve Borçlar Hukukçusu bilirkişilerden oluşan heyet tarafından düzenlenen 02/04/2020 havale tarihli kök raporda özetle; davacı şirketin 12.09.2007 tarihinde Yapı Denetim Sözleşmesi ile davaya konu inşaatın yapı denetimini üstlendiği, sözleşmenin dördüncü maddesinde yerine getireceği yapı denetimi karşılığında 324.706,52-TL ücret alacağının kararlaştırıldığı, inşaat süresinin ruhsat tarihinden itibaren (05.12.2007) 5 yıl olduğu, ancak 5 yıl dolmadan binada yapılmak istenen değişiklikle ilgili tadilat projesi yapıldığından yapı denetim hizmet sözleşmesinin 12.10.2010 (tadilat ruhsatı) tarihinden itibaren 5 yıl daha uzatıldığı, davalıların yapı denetim için (29/11/2007 tarihli banka dekontu ile) 20.000 TL ödeme yaptığı, yapı denetim firmasının ilgili idare tarafından onaylı 19.782,3 TL’lik hakediş raporunun bulunduğu, diğer hakedişlerin ilgili belediye tarafından onaylanmadığı, dosyada Bakanlık onaylı yapı denetim sözleşmesinin bulunmadığı, sonuç olarak dava dosyasında yer alan deliller itibariyle davacının, davalıdan dava tarihi itibariyle muaccel olmuş ve fakat ödenmemiş bakiye Yapı Denetim Hizmeti alacağı bulunduğu hususunda bir kanaate ulaşılamadığı, davacının talebinin ispata muhtaç olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
İnşaat Mühendisi, Hukukçu Bilirkişi ve İnşaat Mühendisi Bilirkişi tarafından düzenlenen 26/07/2023 havale tarihli raporda; taraflar arası sözleşmenin 4708 Sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun kapsamında yapıldığı, herhangi bir yapının yapı denetim firması tarafından denetlenmeden yapılamayacağı, yapı denetim firması hizmetinin fenni mesul hizmeti kapsamında olduğu, dava dosyası kapsamında feshe yönelik herhangi bir iradenin ve bu iradeyi gösterir yazılı kaydın bulunmadığı, yapı denetim firmasının sözleşmeler kapsamında 4708 Sayılı Kanun hükümleri gereği kamu adına tüm inşaat denetim faaliyetini yerine getirdiğinin sabit olduğu, aynı ada pafta parsele ilişkin farklı yapı denetim hizmet sözleşmelerinin bulunmasının, inşaat sürelerinin uzaması halinde sıklıkla başvurulan bir yol olduğu, bu açıdan meseleye yaklaşıldığında inşaat süresini 40 ay olarak belirleyen sözleşmenin, taraflar arasındaki son ve geçerli sözleşme olduğu, anılan sözleşmenin imzalanması ile daha önce akdedilen iki sözleşmenin geçerliliğini yitirdiği, davaya konu inşaatın %100 mertebede tamamlanması durumunda davacı Yapı Denetim firmasına ait alacağın (130.010,22 TL + 935.968,46 TL=) 1.065.978,68 TL olarak hesaplanabileceği, yapı denetim hizmeti sözleşmesinin bir tarafında davacı, diğer tarafında davalılardan arsa sahibinin bulunduğu, davacının bu ilişkinin dışında kalan diğer davalıdan (yüklenici) talepte bulunmasının mümkün olmadığı, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin de yapı denetim hizmet sözleşmesinde olduğu gibi yalnızca tarafları arasında hüküm ve sonuçlarını doğuracağı; dolayısıyla yapı denetim hizmet bedelinden iç ilişkide her ne kadar davalı yüklenici sorumlu ise de, sözleşmeler hukukuna hakim olan nispilik ilkesi sebebiyle, dış ilişkide diğer davalı (arsa sahibi)nin sorumlu olduğu netice ve kanaatine varılmıştır.
08/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda ise; davalı gerçek kişinin, dava dışı kişinin yetkisiz temsil ile sözleşme akdettiğini iddia ettiği, ancak taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin olmaması durumunda dahi vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca tahsil talebinde bulunulabileceği, dolayısıyla ihtilafa konu olan binaların tamamlandığı, davacının yapı denetim görevini yaptığı, hatta davacı tarafından bu davalıya kesilmiş olan fatura bedelinin de davacıya ödendiği hususları dikkate alındığında, davacı ile davalı (arsa sahibi) arasında hukuken geçerli ve bağlayıcı bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu neticesine ulaşılmış olup kök raporda varılan görüşün aynen korunduğu belirtilmiştir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, taraf beyanları, bilirkişi kök-ek raporları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, alacak isteminden ibarettir. Dava konusu, davacı tarafça davalı taraflara verildiği iddia olunan yapı denetim hizmeti karşılığında hizmet bedelinin ödenmediği iddiasıyla davalılar aleyhine açılan alacak davası olduğu görülmüştür. Dava konusu miktar 100.000,00-TL’dir.
Davalılar arasında imzalanan Büyükçekmece Noterliğinin düzenleme şeklinde İstanbul ili … ilçesi ilgili ada ve parsel sayılı arsaya yönelik Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat karşılığı İnşaat sözleşmesinin olduğu görülmüştür. Bu sözleşmenin 14. maddesinde “Yapılacak olan inşaatın yapı denetim firmasını ve projelerin mükelleflerini müteahhit ve arsa sahibinin de onayı alındıktan sonra belirlenecek, proje ve denetim ücretini müteahhit verecektir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Davalı arsa sahibi ile davacı yapı denetim şirketi arasında düzenlenen (ancak davalı arsa sahibinin imzası bulunmadığı görülen) 12.09.2007 tarihli Yapı Denetimi Hizmet Sözleşmesinin ilgili Mahallesi, Ada, Parselde yer alan inşaatın yapı denetim hizmetinin davacı şirket tarafından verilmesi esaslarını düzenlemekte olduğu görülmektedir. İlgili sözleşmenin “Hizmetin Süresi” başlıklı 3. maddesinde bu yapının bitirilmesi için öngörülen sürenin 24 ay olduğu, “Hizmet Bedeli” başlıklı 4. maddesinde toplam inşaat alanının 13200 m2 olarak belirlenmiş olduğu görülmektedir. Aynı taraflar arasında düzenlenen (ancak farklı bir kişi tarafından imzalandığı görülen) bila tarihli bir başka Yapı Denetimi Hizmet Sözleşmesinde toplam inşaat alanının 13123 m2 olarak belirlendiği ve sözleşmenin en alt kısmında el ile yazılı ve parafanmış olarak “KDV hariç %40 tenzilat” ifadesinin yer aldığı görülmektedir. Nihayet, davalı arsa sahibi ile davacı yapı denetim şirketi arasında düzenlenen bila tarihli üçüncü bir Yapı Denetimi Hizmet Sözleşmesinde, “Hizmet Bedeli” başlıklı 4. maddesinde toplam inşaat alanının (Yapı Ruhsatlarında da belirtildiği üzere) 14104 m2 olarak belirlenmiş olduğu ve sözleşmenin bitirilmesi için öngörülen sürenin 40 ay olduğu görülmektedir.
İlgili İlçesi, Mahallesi, Ada, Parselde yer alan A Blok ve B Blok yapılarla ilgili düzenlenen 12.10.2010 tarihli Yapı Ruhsatlarında Yapı Sahibi olarak davalı arsa sahibi, Yapı Müteahhidi olarak davalı inşaat şirketi ve Yapı Denetim Kuruluşu olarak davacı şirketin ismi bulunmaktadır. Ruhsatlarda A ve B Blok için toplam inşaat alanı hesaplandığında (6469,8 m2 + 7633,25 m2=) 14.104 m2 hesaplanmakta olduğu ve ruhsatlarda 4-A sınıfı yapının 1 m2 maliyetinin 577 TL olarak belirtilmiş olduğu görülmektedir.
Davacı ile davalı arsa sahibi arasında, 4708 Sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun kapsamında yapı denetim hizmet sözleşmesinin yapıldığı; söz konusu kanun ve 3194 Sayılı İmar Kanunu’na göre herhangi bir yapının yapı denetim firması tarafından denetlenmeden yapılamayacağı, yapı denetim firması hizmetinin fenni mesul hizmeti kapsamında olduğu ve istifası, feshi veya başka bir nedenle işe devam edememesi durumunda 3194 Sayılı Kanunun 28. Maddesi gereği yapının ilgili idare tarafından derhal durdurulması ve yeni yapı denetim firması atanması gerektiği, dava dosyası kapsamında feshe yönelik herhangi bir iradenin ve bu iradeyi gösterir yazılı kaydın bulunmadığı; yapı denetim firmasının sözleşmeler kapsamında 4708 Sayılı kanun hükümleri gereği kamu adına tüm inşaat denetim faaliyetini yerine getirdiğinin (davacı şirketin betonlarla ilgili basınç deneylerini yaptırmış olduğu, Yapı Ruhsatlarının her ikisinde de Yapı Denetim Kuruluşu olarak davacı şirketin isminin bulunmakta olduğu, yine İş Bitirme Tutanağı ve İskana Esas Ön raporun davacı şirketi tarafından düzenlenerek ilgili belediyesine sunulmuş olduğu, ilgili Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından Mahkeme’ye gönderilen cevabi yazıdan davaya konu binaların yapı denetim hizmetinin davacı şirket tarafından verilmiş olduğunun belirtildiği ve davacı tarafından düzenlenen 3 nolu hakedişe karşılık olarak davalı arsa sahibine kesilmiş olan 17.08.2011 tarihli fatura tutarının davacı şirkete ödenmiş olduğu hususları dikkate alınarak) hukuka uygun bilirkişi raporu içeriğinden anlaşıldığı görülmüştür.
07.06.2007 tarihli vekaletnamede, davalı arsa sahibinin dava dışı bir kişiyi imar ve iskan durumlarını çıkarma, ilgili resmi dairelerde iş takibinde bulunma konusunda yetkilendirdiği; bu yetki kapsamında dava dışı kişinin imzaladığı sözleşmedeki tüm hak ve yükümlülüklerin davalı arsa sahibi üzerinde doğduğu; aynı ada pafta parsele ilişkin farklı yapı denetim hizmet sözleşmelerinin bulunmasının, inşaat sürelerinin uzaması halinde sıklıkla başvurulan bir yol olduğu; inşaat süresini 40 ay olarak belirleyen sözleşmenin, taraflar arasındaki son ve geçerli sözleşme olduğu; anılan sözleşmenin imzalanması ile daha önce akdedilen iki sözleşmenin geçerliliğini yitirdiği; bu sebeple daha önceki sözleşmenin en alt kısmında el ile yazılı ve parafanmış olarak yer alan “KDV hariç %40 tenzilat” ibaresi yönünden, yapı denetim hizmeti bedelinden herhangi bir indirim yapılmaması gerektiği mahkememizce kabul edilmiştir.
YİBF’nin hakediş listesinde Toplam: (69.835 TL + 19.782,3 TL + 40.392,92 TL + 935.968,46 TL=) 1.065.978,68 TL hakediş bedelinin davacı adına belirlendiği görülmüştür. İnşaatın %100 oranında tamamlanması halinde davacının bu miktara hak kazanacağına dair ilgili Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından mahkememize bilgi verildiği görülmüştür. Dosya kapsamından inşaatın %100 oranında tamamlandığı ve binaların daire ile dükkan olarak kullanımda olduğu görülmüştür. Bu haliyle davacının 1.065.978,68 TL’ye hak kazandığı anlaşılmıştır.
Yapı denetim hizmeti sözleşmesinin bir tarafında davacı, diğer tarafında davalı arsa sahibinin yer aldığı; davacının bu ilişkinin dışında kalan diğer davalıdan talepte bulunmasının mümkün olmadığı; kat karşılığı inşaat sözleşmesinin de, yapı denetim hizmet sözleşmesinde olduğu gibi yalnızca tarafları arasında hüküm ve sonuçlarını doğuracağı, taraflarına hak tanıyacağı ve sorumluluk yükleyeceği, bu sebeple yapı denetim hizmet bedelinden iç ilişkide her ne kadar davalı yüklenici sorumlu ise de, sözleşmeler hukukuna hakim olan nispilik ilkesi sebebiyle dış ilişkide diğer davalı arsa sahibinin davacıya karşı sorumlu olduğu, diğer davalı inşaat şirketinin davacıya bir sorumluluğunun bulunmadığı mahkememizce kabul edilmiştir.
Davacının hak kazandığı 1.065.978,68 TL’lik kısmın, 19.782,30 TL’sinin ödendiği davacının kabulünde olduğundan, bakiye 1.046.196,38 TL yönünden davacının davalı arsa sahibinden alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Ancak davanın kısmi açıldığı görülerek, davacının talebi ile sınırlı olarak 100.000,00 TL’nin davalı arsa sahibinden alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davalı yüklenici (İnşaat San ve Tic. Ltd. Şti.) yönünden açmış olduğu davasının sübut bulmadığından REDDİNE,
2-Davacının davalı arsa sahibi yönünden davasının KABULÜ İLE, dava dilekçesindeki miktarla sınırlı olmak üzere 100.000,00-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı arsa sahibinden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 6.831,00-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 1.707,75-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 5.123,25-TL harcın davalı arsa sahibinden tahsili ile hazineye irat KAYDINA, davacı tarafça sarf edilen toplam 1.748,35-TL harcın davalı arsa sahibinden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 7.031,15-TL yargılama giderinin davalı arsa sahibinden alınarak davacıya VERİLMESİNE, davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,
5-Davalı yüklenici tarafından sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 4.750,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı yükleniciye VERİLMESİNE,
6-Davalı arsa sahibi tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
7-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalı arsa sahibinden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8-Davalı yüklenici yönünden reddolunan miktar dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı yükleniciye VERİLMESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.’nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı yüklenici vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/04/2024


