Bu kararda, bir yapı denetim şirketinin aynı yapı sahibine karşı açtığı iki ayrı alacak davası (asıl dava ve birleşen dava) ile bu yapı sahibinin, kendisine denetim hizmeti veren diğer yapı denetim şirketine ve o şirketin yöneticisine karşı açtığı bir tazminat davası birlikte görülmüştür. Davacı yapı denetim şirketleri, ilgili inşaatların %90 seviyesine kadar denetimini yaptıklarını ancak hak ediş bedellerinin ödenmediğini ileri sürerken, davalı yapı sahibi, denetim hizmetinin gereği gibi verilmediğini, inşaatın ruhsat ve projeye aykırılıklar nedeniyle mühürlendiğini ve idari para cezasına çarptırıldığını savunmuştur. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, bilirkişi heyetinin binada tespit ettiği ruhsat ve projeye aykırılıkların halen giderilmediğini, bu nedenle davacı yapı denetim şirketlerinin TBK m.97 uyarınca hizmet bedelini talep edemeyeceğini kabul ederek hem asıl davayı hem birleşen alacak davasını reddetmiş; yapı sahibinin açtığı tazminat davasında ise, dava konusu bağımsız bölümlerin teslim tarihinden önce üçüncü kişilere satılmış olması nedeniyle maddi/manevi zarar oluşmadığına karar vererek bu davayı da reddetmiştir.
İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/21
KARAR NO: 2025/129
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/02/2020
BİRLEŞEN … ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA:
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/12/2020
KARAR TARİHİ: 19/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan), Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan), Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl Dava: Davacı yapı denetim şirketi, davalı ile aralarında akdedilen yapı denetim hizmet sözleşmesi kapsamında müvekkilinin 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un kendisine yüklediği yapı denetim hizmetini eksiksiz ifa ettiğini, buna karşılık davalı tarafın ödemesi gereken yapı denetim hizmet bedellerini ödemediğini, zamanında yapılmayan ödemeler nedeniyle icra takibi başlatıldığını, davalının “yapı denetim sözleşmesi veya başkaca bir ticari ilişki mevcut değildir” diyerek takibe itiraz ettiğini, oysa 4708 sayılı Kanun uyarınca yapı denetim hizmet bedelinden arsa/yapı sahibinin sorumlu olduğunu belirterek, alacağın 05.01.2016 tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve dava vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili şirket arasında müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili bir kişi tarafından imzalanmış bir sözleşme bulunmadığını, ancak taşınmazın müvekkili şirkete ait olması sebebiyle ihtiyaten cevap verdiklerini; Yargıtay’ın “yapı denetim şirketinin doğrudan davalıdan yapı denetim hizmet bedelinin ödenmesini talep edemeyeceği, çünkü bedelin idarece kontrol edilen emanet hesabına yatırılması gerektiği” yönündeki içtihadına göre davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını; müvekkili şirket tarafından imzalanmış bir yapı denetim sözleşmesi bulunmadığını, kaldı ki dava konusu taşınmazın 2012 yılında dava dışı bir şirkete devredildiğini, Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği’nin 24. maddesi uyarınca devir tarihinden sonraki yapı denetim ücretinden yeni malikin sorumlu olacağını; davacının 4708 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle belirlenen görevlerini yerine getirip getirmediğinin öncelikle araştırılması gerektiğini, davacının işlemlerinin yetersiz görülmesi nedeniyle yapı denetim hizmeti yapma hakkının kamu otoritesi tarafından elinden alındığını, davacı hakkında yapı durdurma tutanağı düzenlendiğini ve idari para cezası uygulandığını, davacı ve yapı müteahhidi hakkında “resmi belgede sahtecilik”, “imar kirliliğine neden olma” ve “görevi kötüye kullanma” suçlarından şikayetçi olunduğunu belirterek davanın dava dışı yükleniciye ihbarına, husumet itirazları doğrultusunda usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yargılama sırasında, mahkemenin aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunan bir başka dosyası, işbu dosya ile birleştirilmiştir. Birleşen dosyada davacı, aynı yapı denetim şirketi olup, davalı yapı sahibine ait diğer parseldeki inşaatın yapı denetim hizmet bedelinin ödenmediğini ileri sürerek benzer taleplerle dava açmıştır. Ayrıca, davalı yapı sahibi tarafından, kendisine hizmet veren diğer bir yapı denetim şirketi ve bu şirketin yetkilisi aleyhine, inşaatın ruhsat ve eklerine, fen, sanat ve sağlık kurallarına aykırı, eksik, hatalı ve kusurlu yapılması, yapı kullanma izninin alınamamış olması ve bu nedenle taşınmazda oluşan değer kaybı, kâr kaybı, gecikme tazminatı ve yeni yapı denetim şirketine ödenecek ücret kalemlerinden oluşan zararların tazmini istemiyle ayrı bir dava açılmış, bu dava da aralarındaki irtibat nedeniyle işbu dosyayla birleştirilmiştir.
Birleşen tazminat davasının davalılarından yapı denetim şirketi, cevabında; davacı yapı sahibi ile aralarında dava dilekçesinde belirtilen bir sözleşme akdedildiğini, ancak diğer davalı ile ortak hareket ederek davacının bilgisi dışında sözleşme imzalandığı iddiasının yersiz olduğunu, inşaatın ruhsata aykırı imalatlar içerdiği iddiasını kabul etmemekle birlikte, Bakanlığın ve belediyenin yapı denetimle ilgili sorunları nedeniyle yeni ruhsata imza atılmasında imtina edildiğini ve bu nedenle proje tadilatının onaylanamadığını, şirketin inşaat işini tamamlayarak anahtar teslimini de gerçekleştirdiğini, davacıya düşen dairelerin müvekkili şirkete para karşılığında bırakıldığını, dolayısıyla davacının o arsada herhangi bir gayrimenkulünün kalmadığını, maddi zarara uğradığı iddiasının da yersiz olduğunu, tüzel kişilerin manevi zarar görmesinin de mümkün olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalı (yapı denetim şirketi yetkilisi) ise; müvekkilinin dava konusu yapıya ilişkin sözleşmeyi 06.11.2015 tarihli noter ihbarnamesiyle feshederek yapıdan el çektiğini, bu tarihten sonra yapıda yapılan/yapılmayan hiçbir imalattan sorumlu olmadığını, davacı yanın kendisine ait tüm bağımsız bölümleri üçüncü kişilere sattığını, bu durumda dava hakkının halefiyet ilkesi gereği üçüncü kişilere geçtiğini, davacının dava açmakta hukuki yararının kalmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davacı tanıkları, dinlenen celselerde özetle; davacı şirketin denetim için önceleri düzenli geldiğini, ancak zamanla hizmetin aksadığını, sadece kavanoza beton numunesi alınmasının istendiğini, hizmet bedelinin kısmen ödendiğini, ödenen miktarları tam olarak hatırlamadıklarını beyan etmişlerdir. Mahkemece, biri inşaat mühendisi, biri mimar, biri mali müşavir, biri de nitelikli hesaplamalar uzmanından oluşan dört kişilik bilirkişi heyetine dosya tevdi edilmiş, heyet tarafından hazırlanan raporlarda özetle; taraflara ait ticari defterlerin usulüne uygunluğunun incelendiği, asıl dava yönünden, ilgili belediyeye gönderilen yapı tatil tutanağının incelenmesinde inşaatın %90 seviyesinde olduğunun ancak ruhsat ve projeye aykırılıklar nedeniyle yapı tatil tutanağı düzenlendiğinin bildirildiği, yerinde yapılan incelemede ruhsat ve projeye aykırılıkların halen devam ettiğinin tespit edildiği, ayrıca hem yüklenici firmaya hem de davacı yapı denetim firmasına idari para cezası kesildiği, bu somut olgular karşısında davacının TBK m.97 uyarınca yapı denetim ücretini talep edemeyeceği hususunda nihai değerlendirmenin mahkemenin takdirinde bulunduğu, mahkemece davacının edimini ifa ettiğine kanaat getirilmesi durumunda talep edilebilecek yapı denetim ücretinin 334.094,07 TL olacağı; birleşen alacak davası yönünden de aynı tespitlerle, talep edilebilecek yapı denetim ücretinin B1, B2, B3 blok için toplam 953.374,14 TL olacağı; birleşen tazminat davası yönünden ise, davacı ile davalı yapı denetim şirketi yetkilisi arasında sözleşmesel bir ilişki bulunmadığı, sözleşmede nispilik ilkesi gereği bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği, değer kaybı ve kâr kaybı taleplerinin ispata muhtaç olduğu, davacının gecikme tazminatı istenilen bağımsız bölümleri, bunların teslim edilmesi gereken tarihten önce sattığından davalı yükleniciden gecikme tazminatı talep edemeyeceği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Asıl dava, yapı denetim hizmet bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Birleşen alacak davası da, yapı denetim hizmet bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Asıl ve birleşen alacak davasında, davacı taraf yapı denetim hizmeti verdiğini ancak bedelinin ödenmediğinden bahisle tahsilini talep etmektedir. Birleşen tazminat davasında ise, davacı taraf, davalı yapı denetim şirketi ve onun yöneticisi aleyhine, inşaatların teknik şartname ve uygulama projesi ile eklerine, fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmamasından kaynaklı ticari itibar kaybı nedeniyle manevi tazminat, yapıda oluşan değer kaybı, kâr kaybı, geç ifa nedeniyle oluşan gecikme tazminatı, maliyet farkı ve yeni yapı denetim şirketine ödenecek tutarın tahsilini talep etmiştir.
4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un Amaç, kapsam ve tanımlar başlıklı 1. maddesi “Bu Kanunun amacı; can ve mal güvenliğini teminen, imar plânına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” hükmünü düzenlemiştir. Asıl ve birleşen alacak davasında, davacı tarafın yapı denetim kuruluşu olduğu, yapılmakta olan inşaatın fen ve sanat kurallarına, onaylı proje ve ruhsatına uygun yapılıp yapılmadığını denetlemek, aykırı bir olgunun hasıl olması halinde bu durumu ilgili kamu kurumuna bildirmek yükümlülüğü bulunduğu ancak bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, dava konusu yapının ruhsat ve projesine aykırılığı sebebiyle hakkında yapı tatil tutanağı düzenlendiği ve yıkım kararı bulunduğu, davacı tarafın yapı denetim hizmetini mevzuata uygun vermediğinden hizmet bedeli talep etme hakkı bulunmadığı anlaşıldığından asıl ve birleşen alacak davasının reddine karar verilmiştir.
Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi, hukuki niteliği itibarıyla, tam iki tarafa karşılıklı borç yükleyen, atipik, karma nitelikte, geçici edim – sürekli edim karmaşığı borç ilişkisi doğuran bir sözleşmedir. Birleşen tazminat davasında, davacı taraf ile davalı yüklenici arasında “Düzenleme Şeklinde Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” imzalandığı, sözleşme gereği davacı tarafa düşen bağımsız bölümlerin teslim edilmesi gereken tarihten önce davacı tarafça payına düşen tüm bağımsız bölümlerin satıldığı, dolayısıyla davacı tarafın inşaatların teknik şartname ve uygulama projesi ile bunun eklerine, fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmamasından kaynaklı maddi ve manevi bir zararının doğmadığı anlaşıldığından birleşen tazminat davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl davanın REDDİNE,
2-Birleşen alacak davasının REDDİNE,
3-Birleşen tazminat davasının REDDİNE,
Asıl Dava İçin Yargılama Gideri;
3-Harçlar Kanuna göre alınması gereken 615,40 TL harcın, davacı tarafından peşin yatırılan 5.616,90 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 5.001,50 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan masrafın üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 52.625,01 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-(13) maddesi ve ilgili Yönetmelik hükümleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca bütçeden ödenen 1.096,27 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re’sen yatırana iadesine,
Birleşen Tazminat Davası İçin Yargılama Gideri;
8-Maddi ve manevi tazminat için, Harçlar Kanuna göre alınması gereken 1.230,80 TL harcın, davacı tarafından peşin yatırılan 2.049,30 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 818,50 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
9-Davacı tarafça yapılan masrafın üzerinde bırakılmasına,
10-Maddi tazminat için, davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
11-Manevi tazminat için, davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
12-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca bütçeden ödenen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
13-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re’sen yatırana iadesine,
Birleşen Alacak Davası İçin Yargılama Gideri;
14-Harçlar Kanuna göre alınması gereken 615,40 TL harcın, davacı tarafından peşin yatırılan 16.134,74 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 15.519,34 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
15-Davacı tarafça yapılan masrafın üzerinde bırakılmasına,
16-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 144.271,33 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
17-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re’sen yatırana iadesine,
Dair, davacı vekili, davalı vekilleri ve ihbar olunan vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 19/02/2025


