Bölge Adliye MahkemesiYapı Denetim Yargı Kararlarıİstanbul BAM 46. Hukuk Dairesi Kararı 24.04.2025 (E.2022/2618, K.2025/574)

Bu istinaf kararında, davalının kendi imzasını taşıyan bir seviye tespit tutanağında inşaatın yapı denetim şirketi tarafından %100 oranında denetlendiği kayıtlı olmasına rağmen, aynı davalının sonradan denetim hizmetinin sadece %10’unun kendisi tarafından verildiğini, kalan kısmının başka bir yapı denetim firması tarafından yapıldığını iddia ettiği bir uyuşmazlık ele alınmaktadır. İlk derece mahkemesi, davalının bu iddiasını resmi belgenin aksini ispatlayacak hiçbir delille desteklemediğini tespit ederek itirazın iptaline ve reddedilen alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmetmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi, davalının bizzat imzaladığı resmi tutanağın aksini ispatlayan geçerli ve kesin bir delil sunulamadığını, alacağın likit olduğunu ve icra inkâr tazminatı koşullarının oluştuğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.


T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2618
KARAR NO: 2025/574
KARAR TARİHİ: 24/04/2025
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/06/2022
NUMARASI: 2021/196 Esas – 2022/624 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davalı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasında akdedilen yapı denetim hizmet sözleşmesi nedeniyle ödenmediği iddia edilen hizmet bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

Davalı cevap dilekçesinde; takibe ve davaya konu alacağı kabul anlamına gelmemek üzere zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı tarafın iddia ettiği gibi dava konusu inşaat alanının 55.400 m2 olmadığını, 52.031 m2 olduğunu, yüz ölçüm alanının ise 10.207,32 m2 olduğunu, 28/03/2016 tarihinde yapım işi gerçekleşme oranına ait %10 seviye tespitinin olduğunu, seviye tespitinin üzerinden 2,5 ay geçmesinden sonra Büyükçekmece … Noterliğince 24/06/2016 tarih ve … yevmiye nolu ihtarı ile yapı denetim sözleşmesini fesih ettiğini ve fesihin Beylikdüzü Belediyesi’ne ve Çevre Şehircilik Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü’ne bildirildiğini, davacı firmanın alacağının Yapı Denetim Mevzuatı’na göre alacağının fesih tarihine kadar olan seviyeye kadar olacağı, %100 seviye üzerinden toplam hakediş istemesinin yönetmeliğe açıkça aykırı olduğunu, davacının alacağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince; “…Taraflar arasında yapı denetim hizmeti sözleşmesi olduğu, sözleşme kapsamında davacının yüklenici, davalının ise iş sahibi olduğu hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf dava konusu sözleşme kapsamında davacının üzerine düşen edimini yerine getirip getirmediği, getirmiş ise ne kadar miktarlık kısmını yerine getirdiği, edimi yerine getirmesi halinde davalı tarafça davacıya hak ediş bedellerinin ödenip ödenmediği noktasındadır. Mahkememizce taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden resmi kurumlar tarafından düzenlenen hak ediş belgeleri ve dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda; davacı, davalı ve Beylikdüzü Belediye Başkanlığı personelinin imzasını taşıyan yapı seviye tespit tutanağında işin seviyesinin %100 olarak tamamlandığının tespit edildiği, yapının tamamlanması sebebiyle davalı adına yapı ruhsatının düzenlendiği, yapının %10 seviye hakedişinin ödendiği, ancak geri kalan kısım için hak ediş bedelinin ödenmediği, %90 seviye hak ediş bedelinin 307.558,91-TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafından bizzat kendi imzasını taşıyan yapının %100 davacı tarafından bitirildiğine dair seviye tespit tutanağına karşın yapının davacı tarafından %10 oranında yapıldığı, geri kalan kısmının ise başka bir yapı denetim firması tarafından yapının denetlendiğine dair itiraz ve savunmada bulunmuş, ancak resmi belgenin aksini ve sahteliğini ispatlar ve başka firma tarafından yapıldığına dair geçerli ve kesin bir delil dosyaya sunmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin itiraz ve savunmalarına Mahkememizce itibar edilmemiştir. Davacı tarafından dava konusu yapının denetlenme işinin %100 seviyesinde yapıldığı ve sözleşme kapsamında edimini ifa ettiği taraflar ve Belediye Başkanlığı yetkilisi tarafından imza altına alınan seviye tespit tutanağı ile sabit olduğundan ve davacının ödenmeyen %90 seviyeye ilişkin hak ediş bedeline hak kazanması sebebiyle dava açmakta hukuki yararı bulunduğundan…” gerekçesi ile; “Açılan davanın KABULÜ İLE; Davalı borçlunun Bakırköy … İcra Dairesi’nin … esas sayılı icra takip dosyasındaki takibe yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden aynen devamına, Hüküm altına alınan asıl alacağın %20 oranında (61.511,78-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine…” şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

İlk derece mahkemesi kararına karşı, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yapılan istinat-perde duvar alanının sadece 10.207,32 metrekare olduğunu, hal böyle olunca davacı tarafça sanki 55.400,00 metrekare inşaat alanı yapılmış gibi hesaplamayla talepte bulunulmasının yasal dayanağının bulunmadığını, 28/03/2016 tarihli seviye tespit tutanağının %10’u işaret ettiğini, davacı firmanın noterce keşide edilen fesih ihbarının etraflıca değerlendirilmediğini, Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği düzenlemelerinin davalı yanın haklılığına işaret ettiğini, mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporunun yeterli incelemeyi içermediğini, alacağın likit ve muayyen olmadığını, dolayısıyla icra-inkâr tazminatı talebinin de reddi gerektiğini, davalının bir lojistik firması olup yapı denetim hak ediş hesaplamasını bilmesine imkânının olmadığını belirterek; ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve gerekçe;

Taraflar arasında akdedilen yapı denetim hizmet sözleşmesi nedeniyle ödenmediği iddia edilen hizmet bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin eldeki davada, yerel mahkeme tarafından yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara ilişkin olarak da davalı yanca yine az yukarıda yazılı sebeplere dayanarak İstinaf kanun yoluna başvurulmuş olduğu anlaşılmıştır.

Dosya mündericatında yer alan, Bakırköy … İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacı-alacaklı yanca davalı-borçlu hakkında toplam 307.558,91-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı ve davalı-borçlu yanca yasal süresi içerisinde itiraz edildiğinden takibin durdurulmasına karar verildiği, akabinde de davacı-alacaklı yanca yasal hak düşürücü süre içerisinde İstinaf incelemesine konu eldeki işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.

Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olay incelendiğinde ise; davanın, taraflar arasında akdedilen yapı denetim hizmet sözleşmesi nedeniyle ödenmediği iddia edilen hizmet bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu, yerel mahkemece alınan ve Dairemizce de iştirak edilen teknik bilirkişi raporunda; “…Yapılan teknik inceleme sonucunda; Büyükçekmece … Noterliğinden tasdikli 24.06.2016 tarihli … yevmiye sayılı İSTİFANAME’den maddi anlaşmazlık nedeniyle denetim sözleşmesinin davacı tarafından feshedildiğinin anlaşıldığı, ayrıca ilgili Belediye tarafından gönderilen Seviye Tespit Tutanağına göre istifaname tarihi itibariyle belirtilen yapının gerçekleşme oranının yüzde 100 olduğu, bununla birlikte yapının tamamlanması için Yapı Denetim sözleşmesinin ön şart olması sebebiyle dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda eksiklik nedeniyle ilgili belediyece yapının durdurulduğu, yeni bir yapı denetim firması ile anlaşıldığı ve yeni yapı denetim firması atanma sürecine kadar inşaatın mühürlendiğine dair bilgi ve belge bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalıdan kalan %90 oranındaki hakkediş bedelini talep edebileceği, dosya kapsamında yer alan 3 numaralı hakkedişe göre davacının %90 hakkediş için talep edebileceği tutarın Bakanlık sisteminde belirtilen tutar olan 307.558,91-TL olabileceği ve davacının bu tutarı davalıdan talep edebileceği…” şeklinde ifade edildiği üzere, davacı tarafından dava konusu yapının denetlenme işinin %100 seviyesinde yapıldığı ve dolayısıyla da davacının, sözleşme kapsamında üstlenmiş olduğu denetim hizmetine ilişkin edimini ifa ettiğinin, taraflar ve Belediye Başkanlığı yetkilisi tarafından imza altına alınan seviye tespit tutanağı ile de sabit olduğu ve bu haliyle de davacı denetim firmasının, sözleşme kapsamında ödenmeyen %90 seviyeye ilişkin hak ediş bedeline hak kazandığı; her ne kadar davalı yanca, davacı tarafından denetim hizmetinin sadece %10’luk kısmının ifa edildiği, geri kalan kısmının ise başka bir yapı denetim firması tarafından yerine getirildiği iddia edilmiş ve bu husus İstinaf sebebi de yapılmış ise de; yerel mahkemece de isabetli olarak tespit edildiği ve Dairemizce de iştirak edildiği üzere; davalı tarafın, bizzat kendi imzasını taşıyan ve dava ve takip konusu alacağın dayanağı olan yapının, %100 oranında davacı tarafından bitirildiğine dair seviye tespit tutanağına karşın, davacı tarafından denetim hizmetinin %10 oranında yapıldığı, geri kalan kısmının ise başka bir yapı denetim firması tarafından yerine getirildiğine ilişkin İstinaf sebebine itibar edilmemiş ve ayrıca davalı yanca resmi belgenin aksini ispatlar mahiyette, yani eş söyleyişle; denetim hizmetinin %90’lık kısmının başka firma tarafından yapıldığına dair geçerli ve kesin bir delil de dosyaya sunulamadığından, davalı yanın işbu yöndeki İstinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

Davalı yanın, icra-inkar tazminatına ilişkin İstinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede ise; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 1. fıkrasına göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptali davası açabilir. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre de itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre ret veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Tüm bu açıklamalar kapsamında somut dava incelendiğinde ise; somut olayda alacağın dayanağının, yapı denetim hizmet bedelinden kaynaklandığı ve bu haliyle de alacak miktarının, likit ve belirlenebilir olduğu ve ayrıca kabul edilen miktar itibariyle de davalı yanın takibe ilişkin itirazının da haksız olduğu anlaşıldığından, davalı yanın bu yöndeki istinaf isteminin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Bu itibarla da; gerek istinaf sebebi yapılan ve gerekse HMK’nın 355. maddesine göre kamu düzeni nedeniyle resen dikkate alınması gereken hususların incelenmesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olması ve İlk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı anlaşıldığından; davalı yanın istinaf talepleri yerinde görülmemiş, açıklanan nedenlerle de, davalı yanın istinaf başvurusunun HMK. 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla, oy birliği ile aşağıdaki hükmün kurulması cihetine gidilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,
2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,
3.Alınması gereken 21.009,00 TL harçtan yatırılan 4.580,70 TL’nin mahsubu ile bakiye 16.428,30 TL’nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK’nın 360. maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,
5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 24/04/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

ima ihsan ağapınar logo beyaz, ima, avukat ihsan ağapınar, ihsan mustafa ağapınar
Maltepe, Gazi Mustafa Kemal Blv. Köşe Apt No:110-112/13 D:3. Çankaya/Ankara
Kınıklı Mah. Doğan Demircioğlu Cad. 75/2 Pamukkale/DENİZLİ

DANIŞMA HATTI

Sitedeki tüm yazılı materyal, dosya, bilgi, logo, resim ve ilgili fikri haklar İMA Hukuk’a aittir. Yazılı onay olmadan kopyalanamaz ve kullanılamaz.

Copyright © İMA Hukuk