Bölge Adliye MahkemesiYapı Denetim Yargı Kararlarıİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi Kararı 03.03.2022 (E.2019/67, K.2022/256)

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi Kararı 03.03.2022 (E.2019/67, K.2022/256)

 

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. Hukuk Dairesi Kararı

Esas No: 2019/67

Karar No: 2022/256

Karar Tarihi: 03.03.2022

ÖZET: Bir yapı sahibinin, 9 adet yapı denetim hizmet sözleşmesini inşaatlar henüz %10 seviyesindeyken haksız olarak feshetmesi nedeniyle yapı denetim şirketinin uğradığı kâr kaybının tazminine ilişkin bu davada, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, Yargıtay’ın yerleşik içtihadına atıfla, haksız fesih nedeniyle zarara uğrayan yapı denetim şirketinin, serbest piyasa koşullarında benzer nitelikte yeni bir iş bulabileceği makul süre (somut olayda 4 ay) boyunca mahrum kaldığı kâr tutarını talep edebileceğini, bu hesaplamaya hem mahrum kalınan net kârın hem de bu süre için yapılması gereken zorunlu masrafların dahil edilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kısmi kabul kararını onamıştır. Karar, yapı denetim sözleşmelerinin haksız feshi halinde tazminat hesaplama yöntemini netleştiren, birden fazla bilirkişi heyeti raporu ve Yargıtay emsalini tartışan kapsamlı bir emsaldir.

 

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, TARİHİ: 31.05.2018, NUMARASI: 2014/337 Esas, 2018/730 Karar, DAVANIN KONUSU: Tazminat

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili arasında 03.08.2007 tarihinde 18 ay süreli 9 adet yapı denetim hizmet sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin proje denetim hizmetini yerine getirdiğini, 9 adet yapı ruhsatının alınmasını sağladığını, davalının bu ruhsatlara istinaden inşaatı yapmaya başladığını, ancak davalının yapı denetim sözleşmelerini inşaatlar %10 seviyede iken ihtarname ile tek taraflı ve haksız nedenlerle feshettiğini, Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliğine göre yapı denetim kuruluşları ile personel için denetim yapabilecekleri alanın belli m2 inşaat ile sınırlı olduğunu, davalı ile akdedilen 11 sözleşme için toplam 6.613,00 m2 oranında yeni iş alma imkanının ortadan kalktığını, %10 seviyede iken sözleşmeler feshedildiğine göre her bir yapı için %90 hakediş bedeli kadar zararların mevcut olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile 112.833,70 TL zararın dava tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yapı denetim sözleşmelerinin haklı olarak feshedildiğini, yapı denetim hizmetinin gereği gibi yerine getirilmediğini, feshin ilgili Bakanlık tarafından onaylandığını, davacının inşaattaki gerçekleşme oranında ücrete hak kazandığını, fesihten sonra kalan işler nedeniyle ücret ve zarar tazmininin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi iddia, savunma, bilirkişi raporuna göre; sözleşmelerin haksız olarak feshedildiği, davacının serbest piyasa koşullarına göre benzer nitelikte bir işi alabilmesi için geçecek ortalama makul sürenin 4 ay olduğu, teknik incelemeye göre 4 aylık makul süre dahilinde zaruri harcamalar düşüldükten sonra ve yapı denetim hizmetinin ifa edilmiş olması halinde elde edilebilecek net kâr miktarının toplamda 8.059,30 TL olduğu, bunun yanında yine bu 4 aylık makul süre içerisinde davacının yapmak zorunda olacağı harcama tutarının da zarar istemine dahil edilmesi gerektiği takdir edilerek bu miktarın 9.802,18 TL olacağı, davacının talep edebileceği zarar kalemleri toplamının 17.861,48 TL olduğu gerekçesi ile davanın KISMEN KABULÜ ile 17.861,48 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin feshin haksız olduğu konusundaki tespitinin yerinde olduğunu, ancak zarar tespitinde son alınan bilirkişi ek raporuna itibar ederek 17.861,48 TL üzerinden davayı kabul etmesinin dosya içerisindeki tüm rapor ve deliller değerlendirildiğinde hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişi kök raporunda müvekkili şirket zararının 112.833,70 TL olduğunun tespit edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; fesih olmasaydı davacının yapmak zorunda kalacağı masraf miktarının zararına eklenmesinin değil aksine bu masraflardan kurtulduğu için alacağından indirilmesi gerektiğini, bu durumun mükerrerlik oluşturduğunu, davanın ancak 8.059,30 TL için kabul edilebileceğini, Yapı Denetim sözleşmelerinin taraflarca serbestçe belirlenen bir sözleşme türü olmadığını, Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca çıkarılan Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliğine göre denetimin nasıl yapılacağı ve ücretin nasıl ödeneceğinin belirlendiğini, sözleşmenin 4708 sayılı yasaya uygun olarak feshedildiğini, fesih anına kadar gerçekleşen seviyelere ilişkin tüm ücretlerin de ödendiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava, taraflar arasında düzenlenen yapı denetim sözleşmelerinin süresinden önce feshedilmesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini istemine ilişkindir. Sözleşme ilişkisi yanlar arasında çekişmesiz olup, uyuşmazlık feshin haklı olup olmadığı, davacının zararının bulunup bulunmadığı ve miktarı noktasında toplanmıştır. 17.05.2013 tarihli bilirkişi heyet raporunda; sözleşme gereğince davacının, davalıya ait arsa/arazi üzerine yapılacak yapının projelerine, ruhsat ve eklerine uygun olarak yapılması konusunda denetim görevini üstlendiği, davalının ihtarı ile “yapı denetimi uygulama usul ve esasları yönetmeliğinin 6. maddesinde yapım aşamasında beton dökümünün yapı denetim kuruluşunun yardımcı elemanlarının gözetiminde döküleceği hükmüne havi olduğu, ayrıca yapı denetim kuruluşunun ruhsat ve eklerine aykırı iş yapan işçi ve ustanın durumunu ilgili idareye bildirmekle yükümlü olduğu, bu yükümlülüklerin tam ve gereği gibi yerine getirilmediği” sebebiyle 9 adet sözleşmenin feshedildiği, davacının inşaat seviyelerini %10 seviyesine getirdiği, tutanakların idare tarafından onaylandığı, davacının toplam hakediş tutarının KDV dahil 10.891,31 TL olduğu, sözleşme ifa edilmiş olsaydı davacının KDV dahil 112.833,70 TL hakedişten mahrum kaldığı, davalının fesihinin geçerli bir nedene dayanmadığı belirtilmiştir.

05.05.2014 tarihli ek bilirkişi raporunda, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/4077 E. 2013/7550 K. sayılı ilamında belirtilen gerekçeye göre, serbest piyasa koşullarında davacının benzer iş miktarını alabilmesi için geçmesi gereken makul sürenin 4 ay civarında olduğu, davacının sözleşme kapsamında görevinin tamamını ifa etmiş olması durumunda elde edeceği net kâr tutarının %10 oranı ile sınırlı olacağı, buna göre davacının benzer iş miktarını alabilmesi için geçmesi gereken 4 aylık makul süre içindeki zaruri gider ve harcamaları ve gerekse elde edeceği net kâr ve gelirin 8.059,30 TL olarak hesap ve tespit edildiği ifade edilmiştir. Aynı heyet 22.12.2015 tarihli 2. ek raporunda; davacının benzer nitelikte bir iş alabilmesi için serbest piyasa koşullarında geçecek makul süre olarak belirlenen 4 aylık süre içindeki davacı firma giderlerinin de hakediş bedelinin %10’u oranında olacağını, bunun da 9.802,18 TL olduğunu, buna göre davacının talep edebileceği toplam kâr mahrumiyeti ve masraf tutarının 8.059,30 TL + 9.802,18 TL = 17.861,48 TL olabileceğini belirtmiştir. Mahkemece farklı bir heyetten alınan 21.08.2017 tarihli bilirkişi raporunda ise farklı bir hesap yöntemiyle 67.710,22 TL’lik bir tazminat tutarına ulaşılmıştır.

Benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 17.04.2013 tarih, 2012/4077 E. 2013/7550 K. sayılı ilamında; “…yapı denetim sözleşmesini haksız feshettiği sabit olan davalı, davacının zararını tazminle mükelleftir… tazminat talep etme hakkı bulunan davacının aynı şartlardaki yapı denetim işini ne kadar sürede bulabileceği belirlenerek, bu süre içinde mahrum kaldığı ücrete hak kazandığının kabulü gerekir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Somut davada, sözleşme davalı tarafından haksız olarak feshedildiği, serbest piyasa koşullarında davacının benzer iş miktarını alabilmesi için geçmesi gereken makul sürenin 4 ay olduğu, bu süre içinde mahrum kaldığı ücretin 17.861,48 TL olduğu, 22.12.2015 tarihli 2. ek raporundaki hesap yönteminin emsal Yargıtay ilamına ve dosya kapsamına uygun olduğu, mahkemece tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, tarafların istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Dosya kapsamı ve delil durumuna göre İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince tarafların istinaf başvurusunun esastan REDDİNE; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harçların ilgili tarafça karşılanmasına; tarafların yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361/1. fıkrası uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.

ima ihsan ağapınar logo beyaz, ima, avukat ihsan ağapınar, ihsan mustafa ağapınar
Maltepe, Gazi Mustafa Kemal Blv. Köşe Apt No:110-112/13 D:3. Çankaya/Ankara
Kınıklı Mah. Doğan Demircioğlu Cad. 75/2 Pamukkale/DENİZLİ

DANIŞMA HATTI

Sitedeki tüm yazılı materyal, dosya, bilgi, logo, resim ve ilgili fikri haklar İMA Hukuk’a aittir. Yazılı onay olmadan kopyalanamaz ve kullanılamaz.

Copyright © İMA Hukuk