Bilindiği üzere 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’da neredeyse her yıl değişikliğe gidilmekte ve maalesef her yeni değişiklikle birlikte idari yaptırım ve cezalar ağırlaştırılmaktadır. En son olarak 7534 sayılı Kanun (05/12/2024) ile yapılan köklü değişiklikler, 4708 Sayılı Kanun’un 8. Maddesini tek başına kanunun diğer tüm maddelerinin toplamından daha uzun ve kapsamlı hale getirerek bir yandan idari müeyyidelerin anlaşılmasını neredeyse tüm taraflar açısından imkansız hale getirdiği gibi herhangi bir aykırılıkta idari, maddi, mesleki ve cezai yaptırımların tamamı birden uygulandığından, yapı denetim kuruluşları ve teknik personeli için idari müeyyideler/yaptırımlar/cezalar rejimini adeta bir “sırat köprüsü” haline getirmiş durumdadır.
Daha önceki yazılarımızda da sıklıkla vurguladığımız üzere, denetim faaliyeti kamu adına yürütülen ve hürriyeti bağlayıcı cezalara kadar uzanan ağır sorumluluklar barındırdığı gibi, yeni düzenlemelerle birlikte bu sürecin mali ve idari boyutu kuruluşları ve elbette teknik personeli telafisi imkansız ekonomik yıkımlara sürükleyebilecek bir sertliğe ulaşmıştır.
- Mevzuatın 7534 sayılı Kanun ile değişen halinin en dikkat çekici yönlerinden biri, idari para cezalarına getirilen 50.000 TL’lik alt sınırdır. Artık her bir teknik inceleme raporuna istinaden verilecek cezalar, hizmet bedeli üzerinden hesaplanan oranlar bu tutarın altında kalsa dahi 50.000 TL’den az olamayacaktır; sözleşme bedelinin %50’sinin bu tutarı aşması durumunda ise ceza üst sınırı %50 olarak uygulanacaktır. Bu durum, özellikle düşük metrajlı projelerde kuruluşlar üzerinde orantısız bir mali külfet yaratmakta kimi zaman özellikle “geç ödenen yapı denetim hizmet sözleşme bedelleri” anlamında yapı sahibinden alınacak bedelden daha yüksek tutarda ceza ödeme durumuna sokmaktadır. Bununla birlikte, kuruluşun faaliyetini durma noktasına getiren “yeni iş almaktan men” cezası, statik projedeki aykırılıkların tespit edilememesi veya ticari yasakların ihlali halinde bir yıl süreyle uygulanmaya devam ederken, elektronik dağıtım sistemine aykırı şekilde denetime devam eden kuruluşlara yönelik de üç ay süreyle yeni iş almaktan men ve hizmet bedelinin %50’si oranında ağır bir para cezası da getirilmiştir.
- İdari yaptırımlar anlamında bir diğer kritik ve büyük bir mali yük getiren yenilik ise Bakanlıkça alınan teminatlar üzerinden uygulamaya sokulan “tekerrür” sistemidir. Bir takvim yılı içerisinde, farklı teknik inceleme raporlarına istinaden uygulanan ikinci ve sonraki her yeni iş almaktan men cezası için, kuruluşun teminat bedelinin %10’u kadar ek bir idari para cezası düzenlenmekte ve bu cezaların toplamı teminatın %50’sine kadar çıkabilmektedir. (Bu noktada ceza tutarının ne denli ağır olduğunun anlaşılması adına 2026 yılı teminat bedelinin 4.107.390,28 TL olduğunu bunun %10’nun karşılığı 410.739,28 TL olacağı ve %50’sinin ise 2.053.695,14 TL’ye kadar ulaşabileceğini belirtmekte fayda var.)
- Ayrıca, kuruluşların izin belgelerinin iptali için öngörülen takip süresi on takvim yılına çıkarılmış; bu süre içinde üç defa men cezası alan kuruluşların faaliyeti Merkez Yapı Denetim Komisyonu kararıyla sonlandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Taşıyıcı sistemde oluşacak onarılamaz hasarlar durumunda ise süre ve sayı şartı aranmaksızın yapı denetim kuruluşunun izin belgesi iptal edilerek teminatın irat kaydedilmesi yine hüküm altına alınmıştır.
- Yukarıda bahsi geçen yeni ağır müeyyideler sadece yapı denetim şirketinin tüzel kişiyle sınırlı kalmayıp, şirket yetkilisinin, denetçi mimar ve mühendisler ile yardımcı kontrol elemanlarının şahsi sorumlulukları da kapsayacak şekilde biraz daha genişletilmiştir. Son beş yıl içinde üç ayrı teknik inceleme raporuyla idari müeyyideye sebebiyet veren denetçi ve teknik personel, üç yıl süreyle hiçbir yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunda görev alamayacak veya ortak olamayacaktır. Şirket yetkilisi ve ortakları Yapı denetim kuruluşunun izin belgesinin iptal edilerek faaliyetine son verilmesi halinde, üç yıl süreyle herhangi bir yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunda ortak olamayacağı mevzuata eklenmiştir.
Yıllar içinde değişen ve yapı denetim şirket yetkilileri, ortakları ve personeli aleyhine yaptırımlar noktasında ağırlaşan mevzuat ile paralel olarak; Çevre Şehircilik İl Müdürlükleri teknik personeli tarafından gerçekleştirilen re’sen incelemelerde gösterilen dikkat ve hassasiyetin azaldığını ve yapı denetim kuruluşu ve teknik personelinin kusuru olmayan hususlarda dahi ceza tesis edildiğine şahit olunduğunu belirtmekte fayda var.
Tüm bu olumsuzluklar karşısında yapı denetim kuruluşlarının, şirket yetkilisi ve ortaklarının, denetçi mimar, mühendis ve yardımcı kontrol elemanlarının aşağıdaki hususlara ticari ve mesleki hayatlarının devamlılığı için son derece dikkat etmesi gerekmektedir.
-
Çevre Şehircilik İl Müdürlüklerinin savunma talebi yazıları sonrası 15 gün içinde sunulacak olan ilk savunmanın son derece hayati bir önem arz ettiğini,
-
İlk savunmalarda yer alan ifadelerde yapılacak teknik veya hukuki hataların, ileride idari müeyyideler aleyhine açılacak iptal davalarında mahkeme nezdinde telafisi güç engeller olarak sizlerin ve yapı denetim avukatının karşısına çıkacağının,
-
15 günlük süre içerisinde verilecek savunmalar ve 15-60 günlük hak düşürücü süre içerisinde idari yargı yoluna başvurmak ve haksız olduğuna inanılan her müeyyideye karşı hukuk mücadelesi vermek gerektiğini UNUTMAYALIM.
Bu karmaşık ve teknik mevzuat labirentinde mağduriyet yaşamamak adına, sürecin en başından itibaren yapı denetim hukukuna hakim uzman bir avukat desteği alınması, kuruluşların ve teknik personelin mesleki geleceği açısından zaruridir.

